21 Haziran 2016

"TARİH, GELECEĞİMİZE YÖN VEREN PUSULA" ise, TÜRK MİLLETİ'NİN GELECEĞİNE YÖN VEREN PUSULAYI KİM BELİRLEDİ..?

AKP'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. ile Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan ve 10 cilt olarak yayınlanan kitapların tanıtımında bir konuşma yaparak, yine ATATÜRK'ü suçlayıcı tavrını sürdürdü; kutsal sayılan ayda bile gerçekleri saptırdı. Konuşmasını yaparken arka planda şu söz dikkati çekiyordu:
"Tarih Geleceğimize Yön Veren Pusuladır".

Erdoğan, konuşmasının bir bölümünde şu suçlayıcı iddiada bulundu:

“Medeniyet yarışında geri kalmamızın en başta gelen sebeplerinden biri de Tarih ile bugün arasındaki kopukluktur. Bugün İstanbul’da ve pek çok şehrimizde gördüğümüz sıkıntıların gerisinde, 1930’lardan itibaren tarihten, estetikten, kültürden yoksun bir şekilde yaşanan gelişmelerin büyük payı var..."

Bu suçlayıcı sözler, TBMM'de önemle üzerinde durulması gereken sözlerdir.
Biz TBMM üyesi olmadığımıza göre, 1930'lardaki gerçekleştirilen kuruluşlardan, icraatlardan ve örnek alınması gereken sözlerden, beyanlardan bir demeti, kadınların başörtüsü ve etek boyu üzerinden siyaset yapmayı medeniyet sayan anlayışın karşısında, ortaya koymanın, Atatürkçülük etiği açısından son derece önemli bir görev olduğuna inanıyoruz…
1930'LU YILLARLA İLGİLİ, TARİH, ESTETİK, DİL, KÜLTÜR, MEDENİYET, ÇAĞDAŞLIK, DEVLET ADAMLIĞI VE ÇOK DAHA FAZLASI AÇISINDAN, DERS ALINACAKLARIN LİSTESİNİ GÖZLER ÖNÜNE SERELİM:

Yoğun emek verdiğim bu yazı biraz uzun, ancak okunması çok kısa sürüyor.
Okuyunca bana hak vereceksiniz…

Saygıyla

Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı
 


1930'LU YILLAR – KAYNAK: ATATÜRK GÜNLÜĞÜ
 
3 Nisan 1930: Türk kadınlarına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanıyan “Yeni Belediye Kanunu”nun kabulü.
Atatürk’ün, Ankara’da Türkocakları Merkezi’nde Afet İnan'ın kadın haklarına dair konferansını izlemesi

26 Temmuz 1930 : Atatürk’ün, demiryolunun Sivas’a ulaşması nedeniyle Bayındırlık Bakanı Recep Peker'e telgrafı: “Doğuya giden demiryolunun Sivas’a ulaşmasından pek memnun oldum. Sizinle beraber kıymetli mühendislerimizin memleketin servet ve refahını yükseltecek olan bu mühim ve hayırlı işi başarmak hususundaki muvaffakiyetleri takdir ve tebrike değerdir”
10 Ağustos 1930 : Atatürk’ün yeni bir parti kurulması hakkında Fethi Bey’in 9.8.1930 tarihli mektubuna cevabı: “Büyük Millet Meclisi’nde ve millet karşısında, millet işlerinin serbest münakaşası ve iyi niyet sahibi kişilerin ve partilerin düşüncelerini ortaya koyarak, milletin yüksek menfaatlerini aramaları benim gençliğimden beri âşık ve taraftar olduğum bir sistemdir. Memnuniyetle tekrar görüyorum ki, lâik cumhuriyet esasında beraberiz. Zaten benim siyasî hayatta bir taraflı olarak daima aradığım ve arayacağım temel budur. Bu nedenle Büyük Meclis’te aynı temele dayanan yeni bir partinin faaliyete geçerek millet işlerini serbest münakaşa etmesini cumhuriyetin esaslarından sayarım!”

Atatürk’ün, akşam Yalova’da arkadaşlarıyla sohbeti ve söyledikleri: “Lâzımdır ki insanlar evvela siyasî rengini, reyini ve kararını açık ve milletçe anlaşılır tarzda ifade etsin. Merdane, namuskârane hareket budur. Fethi Beyefendi ancak bu tarzda hareket edebilir arkadaşlarındandır ve böyle hareket etmiştir. Açık ve doğru hareket etmek ve vu suretle Türk’ün yüksek siyasî kurumunu, Cumhuriyeti yükseltmek… Bugünün Türk toplumu, mazinin en derin uygarlıklarında kuruculuk iddia eden bu Türk milletinin bugünkü çocukları, açık ve doğru yolu bulmuşlardır!” .
20 Ağustos 1930 : Atatürk’ün Yalova’da gece sofra’da arkadaşlarına söyledikleri: “Milletin, şahıslara kendini unutacak ve kendini kaptıracak kadar tutkun olması iyi netice vermez. Bunun tarihte misalleri çoktur” 

23 Ağustos 1930 : Atatürk’ün, Yalova’da gece sofra’da söyledikleri:
“…Biz bu müesseseyi (Cumhuriyeti) hacılara, hocalara terk etmek için meydana getirmedik. Tarihi, Octave’e bırakamayız. …Cumhuriyet müessesesinin bir müstebit eline geçeceğini mezarımda bile duysam, 442 millete karşı haykırmak isterim. …Cumhuriyetin milletin kalbinde kök saldığını görmek, yegâne emelimdir”

1 Eylül 1930 : Atatürk’ün, demiryolu’nun Sivas’a ulaşması nedeniyle Başbakan İsmet İnönü'ye telgrafı: “…Demiryolu ağının Sivas’a ulaşması münasebetiyle bu sahada da elde edilen parlak başarı, milletin yüksek anlayış ve kabiliyetinin ve başkanı bulunduğunuz Hükûmetin takdire değer çalışmasının eseridir”.

2 Eylül 1930
: Atatürk’ün, Prof. Sadri maksudi (Arsal) Bey’in “Türk Dili İçin” adlı kitabına yazdıkları: “…Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır!”
25 Eylül 1930 : Atatürk’ün, kendisine ömür boyu Cumhurbaşkanlığı teklifi söylentileri üzerine gazetecilere demeci: “Siz ve kamuoyu bilmelisiniz ki bu yoldaki teklifler hoşuma gitmemiştir ve gitmez! Dediğiniz gibi bir teklifi benim idealimi cidden rencide eden bir manâda telâkki ederim”
1 Kasım 1930 : Cumhurbaşkanı Atatürk’ün, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin III.Dönem IV.Toplantı Yılını açış konuşması: “…Geçen senenin önemli olaylarından biri de Sivas’a demiryolunun ulaşmasıdır. Bu kadar müşkülât içinde vatanı bir misli daha genişletmeye ve kuvvetlendirmeye yardımcı olan bu eserin gelecekte Türk milleti tarafından şükranla anılacağına eminim!”
11 Kasım 1930 : Atatürk’ün, Fox Film Şirketi tarafından Ankara Gazi Çiftliği’nin filme alınması nedeniyle Amerikan milletine hitaben bir konuşma yapması: “…Türk milleti tabiatı gereği demokrattır. …Esas hamuru demokrasi olan Türk milleti, demokrasinin kendisi olduğunu ispat etmiş olan Amerikalılara derin ve kuvvetli bir dostluk hisseder. Ümit ederim ki bu gözlem, iki millet arasındaki dostluğu kökleştirecektir. Yalnız bu kadarla kalmayacaktır, belki bütün insanlığı birbirini sevmeğe ve bu müşterek sevgiye mâni olan mazi hurafelerini silmeğe, dünyayı barış ve huzur alanına sokmağa vesile olacaktır”
18 Aralık 1930 : Atatürk’ün, İstanbul’da Kolordu Komutanlığı, Vilâyet, Belediye, Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkocağını ziyareti, Türkocağı konferans salonunda gençlere seslenişi: “…Cumhuriyeti, onun gereklerini yüksek sesle anlatınız. Cumhuriyet ilkelerini sevdiriniz. Bunu kalplere yerleştirmek için hiçbir fırsatı ihmal etmeyiniz!”
20 Aralık 1930 : Atatürk’ün, Alpullu’ya gelişi, Şeker fabrikası’nı ziyareti  ve Fabrika’nın hatıra defterine yazdıkları: “…Memleketimizin her müsait bölgesinde şeker fabrikalarının çoğalması ve bu suretle memleketin şeker ihtiyacının temini, mühim hedefimiz arasında tanınmalıdır!”
Atatürk’ün öğleden sonra saat 15.00’de Kırklareli’ne gelişi, Vilâyeti, Süvari Tümen Komutanlığı’nı, Belediye’yi ve Cumhuriyet Halk Partisi Vilâyet Merkezi’ni ziyareti ve konuşması: “…Cumhuriyetin temelinin lâik bir dünya görüşüne dayalı olduğu hiçbir zaman unutulmamalı ve bu gerçek gözden kaçmamalıdır. Zira Türk halkı teokratik yöneyimden çok ıstırap çekmiştir. Geri kalışının nedenleri arasında bunun önemli bir yeri vardır”
Atatürk’ün Kırklareli Cumhuriyet Halk Partisi Vilayet Merkezi’nin hatıra defterine yazdıkları: “…Cumhuriyet Halk Partisi mensuplarının halkçılık, devletçilik kavramlarını çok güzel anlamış olduklarını en iyi açıklayan sözler, köylü çiftçilerin ağızlarından işitiliyor. Gördüklerimden ve işittiklerimden pek ziyade memnunum”

29 Ocak 1931 : Atatürk’ün, İzmir’de Vilâyeti, Belediye’yi, Müstahkem Mevkii Komutanlığını ve Cumhuriyet Halk Partisi Merkezi’ni ziyareti.
Atatürk’ün, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Kongresi’nde konuşması: “…Vatandaşlara, kamuoyuna daima gerçeği söylemek vazifemiz olsun. Herkese arzularının tamamen yapılabilir olduğuna 453 dair fikir vermek bizim için fayda vermez. Partimizin amacı böyle gün kazanmak değildir!”
31 Ocak 1931 : Atatürk’ün, İzmir’de Ziraat Bankası, İş Bankası ve Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyareti ve konuşması: “…Kooperatif yapmak, maddî ve manevî kuvvetleri, zekâ ve maharetleri birleştirmektir. Yoksa bir zayıfla bir kuvvetlinin birleşmesinden bahsetmiyorum. Birleşmenin böylesi zayıf olanın kuvvetliye esir olması demektir”.

7 Şubat 1931: Atatürk’ün Balıkesir’e gelişi, şehirde ziyaret ve incelemeleri ve Türkocağı’nda konuşması: “Halkın saflığından faydalanarak milletin maneviyatına saldıran kimselerle onların ardından gidenler elbetteki bir takım cahillerden ibarettir. Bunlar, Türk milleti için yüzkarası oluşturacak vaziyetlerin meydana gelmesinde daima etken olmuşlardır. Milletimizin önünde açılan kurtuluş ufuklarında aralıksız yol almasına mâni olmağa çalışanlar, he bu müesseseler ( ) ve bu müesseselerin mensupları olmuştur. Millete anlatmalıdır ki, bunların millet bünyesinde yaptıkları tahribatı hissetmek lâzımdır. Bu gibi mevcudiyetini müsamaha ile karşılayanlar, Menemen’de Kubilây’ın başı kesilirken kayıtsızca seyretmeğe tahammül ve hatta alkışlamağa cesaret edenlerle birdir”
13 Şubat 1931: Atatürk’ün, Malatya’ya gelişi, şehirde ziyaretleri ve Türkocağı’nda konuşması: “…Bütün vatan bir demir kitle haline gelecektir. Demiryolları memleketin tüfekten, toptan daha önemli bir güvenlik silahıdır. Demiryolları, Türk milletinin refah ve uygarlık yollarıdır!”
17 Şubat 1931: Atatürk’ün, Adana Hükûmet Dairesini, Cumhuriyet Halk Partisi Merkezini, Belediye’yi ziyaretleri. Daha sonra Türkocağı'nda konuşması: “Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri dildir. Türk milletindenim diyen insan her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan, Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz!”
20 Şubat 1931: Atatürk’ün, Konya’da incelemeler yapması ve Başbakan İsmet Paşa’ya müzeler, eski sanat ve uygarlık eserlerinin korunması hakkında telgrafı: “…Memleketimizin hemen her tarafında emsalsiz defineler halinde yatmakta olan eski uygarlık eserlerinin ilerde tarafımızdan meydana çıkarılarak bilimsel bir şekilde korunma ve tasnifleri ve geçen devirlerin sürekli ihmal yüzünden pek harap bir hale gelmiş olan âbidelerin korunmaları için müze müdürlüklerinde ve kazı işlerinde kullanılmak üzere arkeoloji uzmanlarına kesin lüzum vardır. Bunun için Millî Eğitim Bakanlığınca dışarıya öğretime gönderilecek öğrenciden bir kısmının bu şubeye ayrılması uygun olacağı fikrindeyim”

21 Şubat 1931: Atatürk’ün, Konya Âsar-ı Atîka (Eski eserler) ve Mevlâna Müzelerini ziyareti, incelemelerde bulunması ve Mevlâna Müzesi hatıra defterine yazdıkları: “Bilgi eseri olduğu anlaşılan tertip ve intizamdan çok memnun oldum”
22 Şubat 1931: Atatürk’ün, Konya Orduevi’nde konuşması: “…Bütün tarih bize gösteriyor ki, milletler yüksek amaçlarına erişmek istediği zaman, bu atılımları karşısında üniformalı çocuklarını bulmuşlardır. Tarihin bu genelliği içinde yüksek bir istisna bizim tarihimizde, Türk tarihinde görülür. Bilirsiniz ki, Türk milleti ne vakit yükselmek için adım atmak istemişse, bu adımların önünde daima baş olarak, daima yüksek millî ideali gerçekleştiren hareketlerin önderi olarak kendi kahraman çocuklarından oluşan ordusunu görmüştür!”
3 Mart 1931: Atatürk’ün milletvekili seçiminin yenilenmesinin uygun olacağı hakkında Cumhuriyet Halk partisi Başkanlığı’na mektubu: “…Her türlü girişimlerimizde ilham ve kuvvet kaynağı olan milletimizin hakkımızdaki güveni tekrar belirince millî ülkümüze yürümekte dayandığımız temelin ne kadar sarsılmaz olduğu bir daha görülmüş olacağı inancındayım”
12 Mart 1931: Atatürk’ün, Paris’te kurulan “Hitit Cemiyeti”nin Fahrî Başkanlığı’nı kabul etmesi
12 Nisan 1931: Atatürk’ün direktifiyle “TÜRK TARİH TETKİK CEMİYETİ”nin kuruluşu (Daha sonra “TÜRK TARİH KURUMU” adını almıştır.
20 Nisan 1931: Atatürk’ün, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı sıfatıyla parti programını açıklayan bildirgesi: “Yapmak yeteneğinde olmadığımız işleri uyuşturucu, oyalayıcı sözlerle yaparız diyerek, millete karşı gündelik siyaset izlemek âdetimiz değildir”
4 Mayıs 1931: Atatürk’ün üçüncü defa Cumhurbaşkanlığına seçilmesi üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne teşekkürü ve Cumhurbaşkanı sıfatıyla ant içmesi: “Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Cumhuriyetin kanunlarına ve millî egemenlik esaslarına riayet ve bunları savunma, Türk milletinin saadetine sadıkane ve bütün kuvvetimle çaba sarfetme, Türk Devletine yönelecek her türlü tehlikeyi tam bir şiddetle men, Türkiye’nin şan ve şerefini koruma ve yükseltmeye ve üstlendiğim görevin gereklerine varlığımı vermekten ayrılmayacağıma –huzurunuzda- namusum üzerine söz vererek ant içerim”
10 Mayıs 1931: Atatürk’ün Ankara’da toplanan Cumhuriyet Halk Partisi Üçüncü Büyük Kongresi’ni açış konuşması: “…Millet için ve milletçe yapılan işlerin hâtırası her türlü hâtıraların üstünde tutulmazsa millî tarih kavramının kıymetini takdir etmek mümkün olmaz!”.

19 Mayıs 1931: Atatürk’e, Cumhuriyet Halk Partisi Üçüncü Büyük Kongresi kararı gereğince bütün delegelerin imzalarıyla bir tutanak sunulması: “En Büyüğümüz! Yalnız şunu bil ki azmin ve iraden nasıl her zaman bizimle ve bizimse sevgimiz, saygımız ve kopmaz bağlılığımız da her zaman senindir ve seninledir!”

4 Temmuz 1931: Atatürk’ün Amerika’nın bağımsızlık günü nedeniyle Amerika Cumhurbaşkanı Hoover’e kutlama telgrafı: “İstiklâl gününün yıldönümü münasebetiyle hararetli tebriklerimin ve gerek zatıdevletlerin şahsî saadeti gerek büyük memleketin refahı hakkındaki samimi temennilerimin kabulünü rica ederim” (Hoover bu telgrafa şu cevabı vermiştir: “Zatı devletlerinin sıhhati ve Türk milletinin devamlı saadeti hakkında mütekabil ve samimî temennilerimi arzetmekle bahtiyarım.”

20/21 Temmuz 1931: Atatürk’ün Ankara’dan İstanbul’a giderken gece Eskişehir istasyonunda trenden inerek halkla konuşması: “Köylü hepimizin velinimetidir! Bu soylu unsurun refahını düşüneceğiz.”

1 Ağustos 1931: Atatürk’ün Yalova’da New York’tan uçarak Yeşilköy’e inen Russel Boardman ve John Polando adlı Amerikalı havacıları kabulü ve söyledikleri: “…Kıtaları birleştirirken, milletleri yaklaştırıyorsunuz. Sizin gibi kahramanlar, milletleri birbirlerinin saadetleri ve kaderleriyle ilgilenen bir âile fertleri haline getirirler. Şüphe etmem ki, siz uygarlığını hayranlıkla izlediğimiz yeni dünya’nın büyük diyarı ile eski dünya kıtalarının birleştikleri yerde bulunan Yeni Türkiye’yi böyle vasıtasız birleştirirken, Amerikalıların ve Türklerin kaplerini de birbirine daha ziyade yaklaştırdınız.”
Atatürk’ün Amerikalı havacıların başarısı nedeniyle Amerika Devlet Başkanı Hoover’e tebrik telgrafı: “Amerikalı kahramanlar, Türk ulusunun kalbini sevinçle doldurmuştur. Başarmış oldukları harikulâde işin sonunda bu cesur gençlerin yüzlerinde gördüğüm neşe ve kararlılık ifadesi bana şu inancı verdi ki, insanlık için kazandıkları bu büyük zafer onlar için yalnız bir başlangıçtır.”
23 Ağustos 1931: Atatürk’ün liseler için tarih kitapları yazılırken, Türk Tarih Kurumu’na gönderdiği mektup: “…tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”

14 Eylül 1931: Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayı balkonunda bilim adamlarıyla sohbet esnasında söyledikleri: “..Şair Mehmet Emin (Yurdakul)’in, ilk defa Manastır Askerî İdadisi’nde öğrenci iken okuduğum “Ben bir Türküm, dinim, cinsim uludur” mısraıyla başlayan şiirinde, bana ulusal benliğimin gururunu tattıran ilk anlatımı bulmuştum. Fakat ben asıl bunu, orduya katıldığım ilk günlerde, bir Anadolu çocuğunun gözyaşlarında gördüm ve kuvvetle duydum. Ondan sonra Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağım oldu. Kendimi hiçbir zaman Osmanlılığın telkin ettiği başka ulusları öven ve Türklüğü aşağı gören eksiklik duygusuna kaptırmadım”
18 Eylül 1931: Atatürk’ün, “Vatandaş İçin Medenî Bilgiler” adlı iki ciltlik eser hakkında Başbakan İsmet (İnönü) Paşa’ya yazısı: “…Kitaplar yazılırken ve yazıldıktan sonra bizzat ilgilendim; bunların yazılmalarında izlenen amaçlara hizmet edecek kıymet ve nitelikte olduklarını bilhassa kaydederim. Bundan başka bu kitapların memlekette yurttaşlara okutulması için ilgiyi artıracak her tedbirin kıymetli olacağı görüşündeyim.”

26 Ekim 1931: Atatürk’ün, İkinci Balkan Konferansı’nın Ankara’da yapılan son birleşiminde delegelere hitaben Fransızca konuşması: “…Artık insanlık kavramı, vicdanlarımızı arıtmaya ve hislerimizi yüceltmeye yardım edecek kadar yükselmiştir!”

1 Kasım 1931: Cumhurbaşkanı Atatürk’ün, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin IV. Dönem I.Toplantı Yılını açış konuşması: “…Türkiye’nin güvenliğini gaye tutan, hiçbir milletin aleyhinde olmayan bir barış doğrultusu, bizim daima kuralımız olacaktır!”
12 Kasım 1931: Atatürk’ün, ünlü Türk pehlivanı Kurtdereli Mehmet’e takdir mektubu: “Seni cihanda büyük ün almış bir Türk pehlivanı olarak tanıdım. Parlak başarılarının sırrını şu sözlerle açıkladığını öğrendim: “ 'Ben her güreşte arkamda Türk Milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünürdüm.' Bu dediğini en az yaptıkların kadar beğendim. Onun için senin bu değerli sözünü Türk sporcularına bir meslek ilkesi olarak kaydediyorum! Bununla, senden ve sözlerinden ne kadar memnun olduğumu anlarsın”.

12 Aralık 1931: Atatürk’ün, millî ekonomi ile ilgili aldığı kararlar nedeniyle Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti’ne telgrafı: “…Büyük milletimizin her millî ve vatanî işte gösterdiği şuurlu hassasiyetin bu yeni gösterisi, beni pek duygulandırdı. Devletçe öteden beri uygulana gelmekte olan önlemler ve uyanık halkımızın daima harikalar yaratan büyük gayreti sayesinde bugünkü güçlüğü de kolaylıkla yeneceğimize itimadım tamdır. Türk kuvvet ve zekâsının yenmediği ve yenemeyeceği güçlük yoktur.”

5 Haziran 1932: Atatürk’ün İtalya seyahatinden Ankara’ya dönen Başbakan İsmet Paşa’yı istasyonda karşılayışı.
11 Haziran 1932: Atatürk’ün gece, Ankara Halkevi’nde Aka Gündüz’ün yazdığı “Mavi Yıldırım” adlı oyunu seyretmesi.
2 Temmuz 1932  : Atatürk’ün Ankara Halkevi konferans salonunda çalışmalarına başlayan “ Birinci Türk Tarih Kongresi”nin açılışını izlemesi (Kongre 11 Temmuz 1932’de son bulmuştur.)

2 Temmuz 1932: Atatürk’ün direktifiyle “TÜRK DİLİ TETKİK CEMİYETİ”nin kuruluşu (Atatürk, bugün akşamüzeri Çankaya’da –dilcilerin de katıldığı- Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti toplantısına başkanlık etmiş, toplantı sonunda şunları söylemiştir: “Dil işlerini düşünecek zaman da gelmiştir; ne dersiniz? Öyle ise Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti gibi, bir de ona kardeş, bir dil cemiyeti kuralım. Adı “Türk Dili Tetkik Cemiyeti olsun!” Aynı gün, kurulacak cemiyetin başkan, genel sekreter ve üyeleri belirlenmiş, bilâhare izin için hükûmete başvurulmuştur. (Cemiyetin adı, III.Türk Dil Kurultayı’nın 31 Ağustos 1936 günkü birleşiminde kabul ettiği Tüzük değişikliği ile “TÜRK DİL KURUMU'na çevrilmiştir).
31 Temmuz 1932: Atatürk’ün, Prof. Malche’ın İstanbul Darülfununu ile ilgili raporu üzerine yazdığı notlardan: “…Okuduğumuz rapor bir bakıma göre rüya gibi, Türkiye’de bir yüksek öğretim kurumu kurmak için öğütler kapsıyor; halbuki gerçekte bütün Türkiye’de bir kültür programının ne olmasına, nasıl olmasına işarettir. O halde bizim için İstanbul Darülfununu ne yapalım diye bir mesele mevcut değildir. Bizim için, bütün Türkiye’de nasıl bir kültür planı yapalım? Mesele budur. İşte biz, yalnız ve ancak bu çetin mesele karşısındayız ve onu kesinlikle çözümlemek mecburiyetindeyiz” (Atatürk’ün söz konusu notlarına ilişkin tarih yoktur. Prof. Malche’ın raporunu ilgililere sunuş tarihinin 29 Mayıs 1932 olduğu göz önüne alınırsa, raporun Atatürk tarafından okunuş tarihinin de Haziran ya da Temmuz 1932 olması gerekmektedir).

18 Ağustos 1932: Atatürk’ün, Yalova’da, Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin amacı ve Türk dili çalışmaları üzerine Yunus Nadi ile görüşmesi: “…Amaç, Türk milletine kendi mazisinde mevcut ve miras kalmış, geleceğini de kapsayan kendi kültürünü ortaya çıkararak göstermektedir.”
29 Ağustos 1932: Atatürk’ün, Türk dilini özleştirme çalışmaları nedeniyle Millî Türk Talebe Birliği’nin çektiği saygı ve bağlılık telgrafına cevabı: “Dilimiz çok zengindir, güzeldir. Bunu ortaya çıkaracaklar sizin gibi duygusu derin, yorulmaz Türk gençleridir. Türkçemizi günün en ileri bilgi dili yapmak değerli araştırmacılarınızdan beklenir. Sizlere uğurlar dilerim”
12 Eylül 1932: Atatürk’ün, İktisat Vekili Celâl (Bayar) Bey’in göreve başlaması nedeniyle kendisine çektiği telgrafa cevabı: “…Bütün dünyada olduğu gibi memleketimizde de en başta bulunan önemli işimiz, iktisat işidir! Bu işte en yüksek başarıyı temine çalışmak hayatîdir, zarurîdir. Bunun için bu işte bütün devlet teşkilâtının, bütün yurttaşların ve hepimizin ciddi duygularla alâkalı olmamız gereği tabiidir.”
26 Eylül 1932: Atatürk’ün, Dolmabahçe Sarayı’nda çalışmalarına başlayan Birinci Türk Dil Kurultayı’nın açılışını izlemesi (Kurultay 5 Ekim 1932 tarihine kadar çalışmalarını sürdürmüştür.
27 Eylül 1932: Atatürk’ün, Dolmabahçe Sarayı’nda Amerika Genelkurmay Başkanı General Mac Arthur’un kabulü ve görüşmesi “Avrupa devlet adamları , başlıca anlaşmazlık konusu olan önemli siyasî sorunları, her türlü millî egoizmlerden uzak ve yalnız umumun yararına olarak, son bir gayret ve tam bir niyetle ele almazlarsa korkarım ki, felâketin önü alınamayacaktır”.

4 Ekim 1932: Atatürk’ün, Diyarbakır gazetesi sahibine Dolmabahçe Sarayında demeci: “Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlâtları, hep aynı cevherin damarlarıdır”.
5 Aralık 1932: Atatürk’ün, Samih Rıfat Bey’in ölümü nedeniyle Türk Dili Tetkik Cemiyeti (Türk Dil Kurumuna)’na mektubu: “…Bu acı karşısında Genel Merkez Heyetinizin gösterdiği duyarlık, Türk milletinin bilginleri için her zaman besleyegeldiği yüksek saygının yeni bir belirtisidir. Türk dilinin yükselmesi uğrunda yıllardan beri emek vermiş Başkanınızın yaptığı gibi bıkmadan, usanmadan çalışmak için içtiğiniz andı kutlarım. Bu andı hepinizin sağ ve sağlam olarak yerine getirmenizi dilerim”.
18 Aralık 1932: Atatürk’ün, Ankara’da İsmetpaşa Kız Enstitüsü’nde açılan “Birinci Kadın İktisat Sergisi”ni ziyareti ve incelemeleri.

31 Aralık 1932: Atatürk’ün, yeni yıl nedeniyle Türk-Yunan dostluğu üzerine Atina Ajansına demeci: “Türkiye ile Yunanistan anlaşması ve dostluğu, milletler arasında çalışma beraberliğinin ve yeni siyaset anlayışının gerçekleşmiş çok güzel bir örneği ve insanlığın, doğu Akdeniz ve Balkanlarda ilerleme ve yükselmesinin bir ifadesidir” (Aynı gün Yunan Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Dışişleri Bakanı da Anadolu Ajansı’na demeç vermişlerdir".

4 Ocak 1933: Atatürk’ün, Türk Dili Tetkik Cemiyeti toplantısına başkanlık yapması ve Cemiyetin faaliyetleri hakkında bilgi alması.
25 Ocak 1933: Millî Eğitim Bakanı Reşit Galip’in Atatürk’e telgrafı: “…Mekteplere her zaman olduğu gibi bu seferki seyahatlerinde de ayrılan derin alâka payından dolayı övünen ve minnettar kalan bütün öğretmen ve öğrenci evlâtlarımız adına sonsuz şükranlarımı sunarım”.
: Atatürk’ün Millî Eğitim Bakanı Reşit Galip’in telgrafına cevabı: “Ziyaret ettiğim okullarda öğretmenlerin, öğrencilerin verimli çalışma ve yüksek heyecanını görmekteyim.”
: Atatürk’ün, Türk Tarih Tetkik Cemiyeti Başkanı Yusuf Akçura’ya telgrafı: “Yalnız Eskişehir’de değil, gezdiğim diğer yerlerde de verimli çalışmalarınızın parlak ürünlerini sevinçle görmekteyim. Cemiyetinizin bu yolda memlekete yapmakta olduğu ve yapacağı hizmet ölçülemeyecek kadar büyüktür. Üyelerin gözlerinden öperim”.
27 Ocak 1933: Atatürk’e, Prof. Fuat Köprülü’nün bayram tebriki: “Türk milletine öz benliğinin tükenmez kudretini veren büyük kurtarıcı ve yol göstericimizin sonsuz saygılarımla bayramını kutlarken varlığımızı karanlıklardan kurtaran bu mukaddes ışığın başımızdan eksik olmamasını ona candan bağlı her Türk gibi Tanrı’dan dilerim”.
6 Şubat 1933: Atatürk’ün, Bursa’da bir kısım gericilerin ezan ve kamet’in Türkçe okunması nedeniyle 1 Şubat’ta çıkardıkları olay hakkında Anadolu Ajansı aracılığıyla resmî bildirisi: “…Olaya dikkatimizi bilhassa çevirmemizin sebebi, dini siyaset ve herhangi bir tahrike vesile etmeğe asla müsamaha etmeyeceğimizin bir daha anlaşılmasıdır. Meselenin mahiyeti esasen din değil, dildir. Kesin olarak bilinmelidir ki, Türk milletinin millî dili ve millî benliği bütün hayatında hâkim ve esas kalacaktır!”.
24 Şubat 1933: Atatürk’ün, Ankara Halkevi’ndeki söylevini radyodan dinledikten sonra Başbakan İsmet Paşa’ya telgrafı: “Halkevi’nde yaptığınız konuşmayı zevkle dinledim, tebrik ve teşekkür ederim. Necip Ali Bey’in demeç ve açıklamasından da çok memnun oldum. Kendisini tarafımdan takdir ve taltif buyurmanızı rica ederim”.

28 Şubat 1933: Atatürk’ün Roosvelt’e yapılan suikast nedeniyle Amerika Devlet Başkanı Hoover’e telgrafı: “Pek muhterem Roosevelt aleyhine yapılan alçakça suikast girişimi üzüntüme sebep oldu. Bu vesile ile dostane sevgilerimin ve asîl Amerikan milleti hakkında Türk halkının hislerini tazeleme teminatının kabulünü sizden rica ederim”.
8 Mart 1933        : Atatürk’ün başkanlığında Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin toplantısı ve dil çalışmaları hakkında bazı kararlar alınması.
27 Mart 1933: Atatürk’ün, dil çalışmalarına gösterdikleri yakın ilgi nedeniyle Millî Türk Talebe Birliği’ne telgrafı: “Millî ülküye ulaştıran öz dil yolunda durmadan şaşmaz büyük adımlarla yürümeğe verdiğiniz değerden dolayı sizi överim. Yürekten sevgiler çocuklarım!”
17 Nisan 1933: Atatürk’ün başkanlığındaki Çankaya’da tarihçilerin katıldığı toplantıda, hazırlanmakta olan “Türk Tarihi’nin Ana Hatları” adlı müsveddelerin okunarak tartışılması (Çankaya’daki bu toplantılar 20 Nisan 1933’e kadar 4 gün devam etmiş, daha sonra 22 Nisan-13 Mayıs 1933 tarihleri arasında da Türk Tarih Kurumu’nda toplanılarak müsveddelerin okunması tamamlanmıştır.
10 Mayıs 1933: Atatürk’ün, Türk bağımsızlık savaşı ve inkılâbımız üzerine akşam arkadaşlarıyla sohbet esnasında söyledikleri: “…İki Mustafa Kemal var: Biri ben, fert olan, fanî olan Mustafa Kemal… İkinci Mustafa Kemal’den ise “Ben” diye bahsedemem. Ondan ancak “Biz” diye bahsedebilirim. O Mustafa Kemal, yani sizler, bu akşam etrafımda olanlar, memleketin her köşesinde çalışan köylüler, uyanık, aydın, vatansever, milliyetçi vatandaşlar… İşte ben onların hayalini tespit ediyorum, onların hayalini gerçekleştirmeye çalışıyorum.
O Mustafa Kemal, ölmez! O, Türk milletinin ihtiyaçları ile beraber, gitgide uyanan şuuru ile beraber, geliş gelişe ebedî olarak yaşayacaktır. Bizde cumhuriyeti yapan, inkılâbı yaratan, O “Biz” diye ifade edebileceğim Mustafa Kemal’dir!”.
19 Mayıs 1933: Atatürk’ün, Amerika Devlet Başkanı Roosevelt’in devlet başkanlarına gönderdiği, devletlerin karşı karşıya olduğu güçlükler ve dünya barışı ile ilgili hitabesine cevabı: “…Ekonomik kalkınma için her memlekette yapılan gayretlerin, makul ve iyi düşünülmüş uluslar arası toplu tedbirlerle tamamlanması zorunlu olduğunda tamamıyla aynı görüşteyiz”
31 Mayıs 1933: İstanbul Darülfununu’nun kaldırılmasına ve Millî Eğitim Bakanlığınca yeni bir üniversite kurulmasına dair Kanun’un kabulü  (Bu kanunla İstanbul Darülfununu kapatılmış, 18 Kasım 1933 günü İstanbul Üniversitesi öğretime açılmıştır).

4 Haziran 1933: Atatürk’ün akşam, devlet ve fikir adamlarıyla sohbet esnasında söyledikleri: “Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz cumhuriyeti kurduk, o on yaşını dolduruken demokrasinin bütün gereklerini sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır. Kadın haklarını tanımak da bunun bir gereği olacaktır. Müsterih olunuz!”
8 Haziran 1933: Atatürk’ün, Yunan eski Başbakanı Venizelos’a yapılan suikast nedeniyle Yunanistan Cumhurbaşkanı Zaimis ve Venizelos’a üzüntülerini bildiren telgrafı.
5 Temmuz 1933: Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip’in Ankara’dan Atatürk’e telgrafı: “Kurtuluş zaferinden sonra ne olmak istersiniz? Sorgusunda bulunan bir arkadaşımıza, ‘Maarif Vekili olmak isterdim’ buyurmuştunuz. Bu dileğiniz ilk bakıma elde edilmemiş görünür. Gerçekte her zaman Maarif Vekilliği işini bilfiil izlemeye en büyük önemi verdiniz. …Buradaki teftişlerden sonra İstanbul’da Galatasaray Lisesi ve Darülfunun sınavlarına alâkanızın yayılışı profesörlerden en küçük köy öğretmenlerine kadar bütün maarif ailesinin vazife aşk ve heyecanını artırdı”
24 Temmuz 1933: Atatürk’ün Lozan Barış Antlaşmasının 10. yıldönümü nedeniyle İsmet Paşa’ya telgrafı: “Bugün, Lozan günüdür. Bu günü millete kazandıran zatıdevletlerini bütün kalbimle tebrik eder ve gözlerinizden öperim”

27 Temmuz 1933:Atatürk’ün akşam Adatepe torpidosu ile İstanbul’dan Yalova’ya geçişi ve geminin hatıra defterine yazdıkları: “Adatepe ile yaptığım kısa yolculuğun değerli hâtırasını unutmayacağım. Yakından tanımak fırsatına sahip olduğum seçme deniz komutanlarımız, genç subaylarımız ve denizcilerimizle iftihar ettim”

17 Ağustos 1933:Atatürk’ün, Yalova’dan İstanbul’a dönüşü ve Dolmabahçe Sarayı’nda Türk Dili Tetkik Cemiyeti Merkez Heyeti’nin toplantısına başkanlık edişi.

20 Ağustos 1933: Atatürk’ün, Sovyet Rusya’dan ithal edilen bazı malların yerli mallardan düşük fiatla satılması üzerine, önlem alınması hususunda Başbakanlığa telgrafı: “…Aksi takdirde Rusların, Türk pazarından bir miktar mal satın almakla bize görünüşte temin ettikleri fayda, haksız rekabetle tamamen hiçe indirilmiş olur.”

24 Ağustos 1933: Eski Fransız Başbakanı Herriot’nun İstanbul’dan ayrılırken Havas Ajansı muhabirine demeci: “Cumhurbaşkanı olarak Gazi Mustafa Kemal ile mülâkatların en faydalısını en dikkate değer olanını yapmakla övünüyorum. Ciddiyeti ve zekâsının genişliği bende derin bir izlenim bıraktı. Asker, kelimenin bütün kuvvetli mânasıyla bir hükûmet adamı olmuştur. Gazinin eseri, çeşitleri içindeki yekpareliği ile şayan-ı hayrettir. O, Türkiye’ye gerçek bir Cumhuriyet verdi. Sathî görüşler ve iftiralar onun eserinin başarısını örtemez!”

11 Eylül 1933: Atatürk’ün, Yunanistan Başbakanını kabulünden sonra akşam İstanbul’dan Ankara’ya  giderken yolda İsmet Paşa’ya telgrafı: “İnsanlığın huzur ve saadeti için bütün milletlerin bizim gibi gerçek dost olmasını temenni ederim. Kıymetli misafirlerimize ve Ankara Türk dostluğunun ciddî ve gerçek duygularını göstermekte olduklarına emin olduğum bütün arkadaşlara selâm.”

15 Eylül 1933: Atatürk’ün Türk-Yunan Antlaşması’nın imzalanması nedeniyle Başbakan İsmet Paşa’ya tebrik telgrafı: “…Bu pakt, iki milletin karşılıklı büyük menfaatlerini kuvvetlendiren kardeşlik inkişaf sahasına enginlik veren kıymetli bir vesikadır. İki taraf için kalpten arzu edilen verimi vermesini temenni ve hükûmetimizi tebrik ederim.”
: Atatürk’ün Türk-Yunan Antlaşması’nın imzalanması nedeniyle Yunan yöneticilerinin gönderdiği telgrafa cevabı: “…Türkiye Cumhuriyeti, milletler arasında dostluk ve barış fikrinin gelişme ve gerçekleşmesi yönünden kendine düşen ödevini ciddi ve samimi bir surette daima yerine getirmeden geri kalmayacaktır.”

29 Ekim 1933: Atatürk’ün, Cumhuriyetin 10. yıldönümü nedeniyle sabah 9.15’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kordiplomatiği kabulü ve elçilere söylevi: “…Türk inkılâbı kurucudur. Türk ihtilâli yüksek bir insanî ülkü ile birleşmiş vatanperverlik eseridir. Çocuklarına bütün güzellikleri ve bütün büyüklükleri görmek ve aynı zamanda bütün sefaletlere acımak sanatını öğretmektedir!”
: Atatürk’ün saat 10.10’da Cumhuriyetin 10. yıldönümü nedeniyle geçit töreni’ni izlemeye gelişi ve Türk milletine ünlü söylevi: “…Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. …Asla şüphem yoktur ki Türklüğün unutulmuş büyük uygar vasfı ve büyük uygar kabiliyeti bundan sonraki gelişimiyle geleceğin yüksek uygarlık ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır. …Ne mutlu Türk’ün diyene!”

         : Atatürk’ün, Hakimiyet-i Milliye gazetesine imzalı resmini armağan edişi: “Cumhuriyetin 10. yılında kurtuluş ve inkılâbımızın ilk ve sadık işçisi Hakimiyet-i Milliye’ye” (U. 10.XI.1939).
: Selânik Belediye Meclisi’nin kararı: “Türkiye Cumhuriyeti’nin 10. yıldönümü nedeniyle Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in doğduğu Apostolu Pavlu sokağındaki evin Belediye tarafından satın alınması ve hatıra levhası konulması” (Selânik T.C. Konsolosluğu Arşivi). (Söz  konusu hatıra levhası 4 Kasım 1933 günü törenle yerleştirilmiş, ancak evin sahiplerinden satın alınması ve boşaltılması işlemleri 1937 Şubatında tamamlanabilmiştir.
: Amerika Devlet Bakanı Roosevelt’in, Cumhuriyetin 10. yıl dönümü nedeniyle Atatürk’e kutlama telgrafı: “Geçen bu on yıl içinde zatıâlilerinin faal ve şuurlu idareleri altında Türkiye, dünyanın en ileri milletleri arasına girmekle kalmayıp uluslar arası barış savaşının eriştiği gelişme ve başarılar sebebiyle zatıâlilerine en kalbî tebriklerimi takdim eder, gerek Amerikan milleti ve gerek kendi adıma memleketinize daha büyük refah ve saadetler dilerim” .
: Sovyet Rusya Merkezî İcra Komitesi Başkanı Kalinin’in Cumhuriyetin 10. yıldönümü nedeniyle Atatürk’e kutlama telgrafı: “…Dost Türkiye’nin iktisadî ve kültürel kuruluşundaki başarıları büyük bir ilgi ile izlemekteyim. Basiretli ve etkili iradesiyle genç Türkiye’ye istiklâl için olan çetin mücadelesi senelerinde zaferi temin eden ve sonra da onu iktisat ve kültür cephesinde zaferlere sevk eden şefi, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu onuncu yıldönümünde selâmlamakla övünüyorum”.
: Almanya Cumhurbaşkanı Mareşal Hindenburg’un Cumhuriyetin 10. yıldönümü nedeniyle Atatürk’e tebrik telgrafı: “…Benimle beraber bütün Alman milleti, yüksek rehberliğiniz altında modern Türk Devleti’nin temelleştiğini derin bir ilgi ile izledi. Türk milliyetçiliğini nasıl uyandırdığınızı, nasıl kuvvetlendirdiğinizi, çalışkan ve ilerlemeyi seven milletinize, bütün dünyada takdirler çeken siyasî ve iktisadî yükseliş için, tedbirli bir elle nasıl yol açtığınızı büyük hayranlık ve takdirle gördük.”
: Fransız Radikal Partisi Başkanı ve eski Fransız Başbakanı Herriot’nun Cumhuriyetin 10. yıldönümü nedeniyle Atatürk’e kutlama telgrafı: “…Yaratmış olduğunuz Türkiye Cumhuriyeti’nin, onuncu yıldönümünü kutlamaya hazırlandığı şu anda sizden Fransız Radikal Partisi ve şahsım adına devletinizin refahı ve kendisiyle milletlerin umumî barışı sahasında kardeşçe ilişkilerde bulunmak arzusunda olduğumuz milletinizin saadeti hakkındaki temennilerimi kabul buyurmanızı rica ederim.”
: Japonya İmparatoru Hirohito’nun, Cumhuriyetin 10. yıldönümü nedeniyle Atatürk’e kutlama telgrafı: “…Zatıdevletlerine sıcak tebriklerimi ve Türkiye’nin artan refahı için samimî temennilerimi arz ederim.”

30 Ekim 1933: Atatürk’ün, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Macar Heyeti’ni kabulü ve söyledikleri: “…Bir milletin büyüklüğü coğrafi yüzölçümü ile değil, yüreğinin asaleti, ülküsünün yüksekliği ile ölçülür!”

31 Ekim 1933: Atatürk’ün, Cumhuriyetin 10. yıldönümü nedeniyle Roosevelt’in Türk milletine hitaben yayımladığı mesaja karşılık olmak üzere Amerikan milletine mesajı: “…Türkiye’de doğan inkılâp güneşi yükselerek sıcaklığını yaydıkça, Türk milletinin kalbi büsbütün dünyanın büyük ve takdire değer eserlerine karşı sıcak bir sevgiyle dolmuş, bütün ilerleme ilkelerini tamamıyla benimsenmiştir!”

4 Kasım 1933: Cumhurbaşkanı Atatürk’ün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin IV. Dönem III. Toplantı yılını açış konuşması: “…Geçen on sene, gelecek devirler için bir başlangıçtan başka bir şey değildir. Bununla beraber, eski devirlerin tarihi karşısında, Cumhuriyetin on senesi, eşi görülmeyen bir diriliş ve göz kamaştırıcı bir ileri atılış anıtıdır!”
4 Kasım 1933: Atatürk’ün Selânik’te doğduğu eve, Yunan Hükûmeti tarafından bir hatıra levhası konulması: “Türk Milletinin büyük inkılâpçısı ve Balkan Birliğinin koruyucusu Gazi Mustafa Kemal bu evde dünyaya gelmiştir. 29.XI.1933”.

20 Kasım 1933: Atatürk’ün, kapatılan İstanbul Darülfununu’nun yerine İstanbul Üniversitesi’nin öğretim açılması nedeniyle kendisine gönderilen saygı ve bağlılık telgrafına cevabı: “İstanbul Üniversitesi’nin açılmasından çok sevinç duydum. Bu yüksek ilim ocağında kıymetli profesörlerin elinde Türk çocuğunun müstesna zekâ ve eşsiz kabiliyetinin çok büyük gelişmelere erişeceğinden eminim!”

4 Aralık 1933: Atatürk’ün Eskişehir Şeker Fabrikası’nın, -Ankara’ya getirilen- hatıra defterine yazdıkları: “Eskişehir Şeker Fabrikası, millî ülküye derin ilginin yükselmiş, değerli vesikasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’ni, böyle sanayi kuruluşlarıyla zenginleştirenlere, güzelleştirenlere minnet!”

12 Ocak 1934: Yunanistan başbakanı Venizelos’un, Nobel Ödülü Komitesi Başkanlığına Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdiğini bildiren mektubu: “Barışı takviye hareketi, yeni ve seçkin Türk Devleti’ne bugünkü görüntüsünü veren tüm iş reform hareketleri ile birlikte yürümüştür. Mustafa Kemal Paşa’yı Yüksek Nobel Barış Ödülü için aday göstermekle şeref kazanırım…”

11 Şubat 1934: Atatürk’ün, Balkan Antantı’nın imzası nedeniyle kutlama telgrafı gönderen Yunanistan Cumhurbaşkanı Alexandre Zaimis’e cevabı: “…Antlaşmayı imza eden memleketlerin devlet adamlarının anlayış ve uzağı görüşleri ürünü olan bu antlaşma ile Balkanlarda bir huzur ve mutluluk dönemi açtıklarını görmekle bahtiyarım.”

10 Mart 1934: Yahya Kemal (Bayatlı)’nın Yozgat milletvekilliğine seçilmesi nedeniyle Atatürk’e teşekkür telgrafı: “Türk milletinin büyük ve engin şerefli başkanının yüksek yakınlığı eseri olarak bu defa Yozgat Milletvekilliğine seçilmem sebebiyle kalbim minnetle doludur. On dokuz seneden beri dehasının yıldızı arkasından gittiğim büyük başkanımızın yakınlığı hayatımın yegâne değeridir. Derin teşekkür ve saygılarımı arzederim, efendim”
18 Mart 1934: İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın, Çanakkale Şehitleri için yapılan törende, hayatlarını kaybeden diğer millet askerlerine de hitap edilmek üzere Atatürk’ün yazdırdığı söylevi okuması: “…Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın topraklarındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlâtlarını harbe gönderen analar! Göz yaşlarınızı dindiriniz, evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır”

11 Nisan 1934: Atatürk’ün, İzmir’den hareketle Reşadiye, Seferihisar ve Bornova’da bazı askerî kuruluşları denetlemesi ve tekrar İzmir’e dönüşü.
: Atatürk’ün akşam yemeği sohbetinde söyledikleri: “Arkadaşlar, yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâplar için bilimin ve aydınların yoluna gideceğiz; hedef ve hünerimiz cahil kütleyi de aydınlatarak yolumuzda yürütmek ve onu selâmete çıkarmaktır. Cumhuriyetimizi, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak istediğimizi köstekleyecek herhangi bir referanduma gitmek yalnız cehalet değil hıyanet olur. Yüzde seksenine okuma yazma öğretilmemiş bir memlekette inkılâplar plebisitle olmaz!”

16 Haziran 1934: Atatürk’ün, trenle Samsun’dan Ankara’ya gelen İran Şahı Pehlevi şerefine Çankaya’da verdiği ziyafette konuşması: “…Barış içinde gelişmekten başka amaçları olmayan milletlerimizin, aynı zamanda umumî barışa hizmet etmeyi en şerefli ödev saydıklarına şüphe yoktur”

19 Haziran 1934: Atatürk’ün, akşam Halkevi’nde İran Şahı Rıza Pehlevi ile beraber - onun şerefine oynanan - “Özsoy” operasını izlemesi.

31 Temmuz 1934: Atatürk’ün, Dolmabahçe Sarayı’nda Dil işleri ve II. Türk Dil Kurultayı hazırlıklarıyla meşgul olması.
18 Ağustos 1934: Atatürk’ün, Dolmabahçe Sarayı salonunda açılan “İkinci Türk Dili Kurultayı”nın çalışmalarını izlemesi (Kurultay 23 Ağustos 1934’e kadar devam etmiştir.
1 Kasım 1934: Cumhurbaşkanı Atatürk’ün, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin IV. Dönem IV: Toplantı Yılını açış konuşması: “…Güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Bu yapılmaktadır. Ancak, bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk musikisidir. Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir.”

 

24 Kasım 1934: Kendisine “Atatürk” soyadı verildiğine dair Kanun’un Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabulü: “Kemal öz adlı cumhurbaşkanımıza ‘Atatürk’ soyadı verilmiştir” (Kanun teklifi İsmet Paşa ve arkadaşları tarafından yapılmıştır.

25 Kasım 1934: Atatürk’ün, Başbakanlığa İsmet Paşa’ya “İnönü” soyadını verdiğini bildiren mektubu: “Başbakan İsmet Paşa Hazretlerinin, inkılâp tarihimizin ilk şerefli ve parlak sayfası olan İnönü Meydan Muharebelerini başkahramanı olmuş bulunması itibariyle soyadı kanunu gereği olarak alacağı aile isminin İnönü olmasını çok yerinde bulduğumdan kendilerine bu soyadını verdiğimi bildiririm.”

5 Aralık 1934: Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı tanıyan Anayasa değişikliğinin kabulü.
: Atatürk’ün, Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınması üzerine bir notu: “…Bu karar Türk kadınına sosyal ve siyasî hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadının artık tarihlerde aramak lâzım gelecektir. Türk kadını evdeki uygar yerini salâhiyetle almış, iş hayatının her safhasında başarılar göstermiştir. Siyasî hayatta Belediye seçimlerinde tecrübesini yapan Türk kadını, bu sefer de milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Uygar memleketlerin bir çoğunda kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu salâhiyet ve liyakatla kullanacaktır. Bu notla en mühim inkılâplarından birini anmış oluyoruz.”

2 Şubat 1935: Atatürk’ün, milletvekili seçimi nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisi örgütüne ve ikinci seçmenlere bildirgesi: “…Cumhuriyetçi ve milliyetçi olmakla beraber Partimiz programından başka bir programla ve partili olmanın tabii kayıtları dışında serbest çalışacak samimi yurttaşların ulus kürsüsünden yapacakları tenkitler ve söyleyecekleri düşüncelerle millî çalışmanın kuvvetleneceğine inanıyoruz.”

4 Şubat 1935: Atatürk’ün, milletvekili genel seçimi nedeniyle millete bildirgesi: “…Müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir eğitiminde olduğu kadar beden eğitiminde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir kuşak yetiştirmek, ana siyasamızın açık dileğidir.”
8 Şubat 1935: Atatürk’ün, milletvekili seçimlerini takiben akşam, millete bildirgesi: “…Ulusça gösterilen birlik, ülküye bağlılık bütün gözleri yeniden yurdumuza çekmiştir. Öz  dileğimiz yurdun yüceliği, yurttaşın genliğidir.”

 

1 Mart 1935: Atatürk’ün dördüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesi
üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ant içmesi ve konuşması:
“…Bu içtiğim antla üzerime aldığım onurlu görevin kutsal olduğu kadar ağır da bulunduğunu pek iyi anlıyorum. Buna benim özel gücüm, ancak sizin, seçkin arkadaşlarımın ayrılmaz birliği ve arasız yardımı ile yetebilir. Bu değerli güvencin benden esirgenmeyeceğine inancım büyüktür.”
22 Nisan 1935: Atatürk’ün İstanbul’da toplanan Milletlerarası Kadınlar Kongresi’ne telgrafı: “…Siyasî ve sosyal halkların kadın tarafından kullanılmasının insanlığın mutluluğu ve saygınlığı bakımından gerekli olduğuna eminim!.”
26 Nisan 1935: Atatürk’ün, Çankaya’da Milletlerarası Kadınlar Kongresi Heyeti ile Balkan Ekonomi Konseyi üyelerini kabulü ve Milletlerarası Kadın Kongresi Heyetine söyledikleri: “Türk kadınının dünya kadınlığına elini vererek dünyanın barış ve güvenliği için çalışacağına emin olabilirsiniz.”

28 Nisan 1935: Atatürk’ün Hilâliahmer’e “Kızılay” adını verişinin Kızılay Kurultay’ında alkışlarla kabul edilişi.

29 Nisan 1935: Atatürk’ün, Kadın Esirgeme Kurumu’nun Ankara Orduevi’nde düzenlediği geceyi şereflendirmesi ve Kurum üyelerinden birinin verdiği izahatta “yoksul kadınlara yardım ediyoruz” cümlesi üzerine yazdıkları: “…Kadın denilen varlık, kendiliğinden yüksek bir varlıktır. Onun yoksulluğu olamaz. Kadına yoksul demek, onun bağrından kopup gelen bütün beşeriyetin yoksulluğu demektir. Eğer insanlık bu halde ise, kadına yoksul demek lâyık görülebilir. Gerçek bu mudur? Eğer kadın dünyada çalışan, başarı kazanan, zengin olan, maddî ve manevî zengin eden insanları yetiştirmişse, ona yoksul sıfatı verilebilir mi? Verenler varsa, onlara nankör denirse doğru olmaz mı?Bizce, Türkiye Cumhuriyeti anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi, bugün de en muhterem mevkide, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir varlıktır.”
3 Mayıs 1935: Atatürk’ün, Türkkuşu’nun hizmete açılışı nedeniyle Etimesgut Hava Alanında yapılan törende konuşması: “…Türk çocuğu’ her işte olduğu gibi, havacılıkta da, en yüksek düzeyde, gökte, seni bekleyen yerini, az zamanda dolduracaksın!”
9 Mayıs 1935: Atatürk’ün, Cumhuriyet Halk Partisi IV. Büyük Kurultayı’nı açış konuşması: “Uçurum kenarında yıkık bir ülke …türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar … yıllarca süren savaş … ondan sonra, içerde ve dışarıda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız, devrimler … İşte Türk genel devrimi’nin bir kısa ifadesi!”
27 Mayıs 1935: Atatürk’ün, Amerikalı kadın gazeteci Gladys Baker’in sorularına cevapları: “Yeni Türkiye’yi görmüş ve tanımış olanlar bilirler ki Türk Cumhuriyeti topluluğu, kendisine hedef olan insanlığı ve kültürü almıştır. Türkün yeni gittiği yol ve varmak istediği nokta kültür hayatında yükselmek, insanlık yolunda ilerlemek ve elinden geldiği kadar barışa ve insanlığa hizmet etmektir”  “…Türkiye’de Bolşeviklik olmayacaktır. Çünkü Türk Hükûmetinin ilk gayesi, halka hürriyet ve mutluluk vermek, askerlerimize olduğu kadar, sivil halkımıza da bakmaktır!”
28 Mayıs 1935: Atatürk’ün, İstanbul’da Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası’nı ziyareti.
: Fransa Cumhurbaşkanı Lebrun’un bir görüşme esnasında Paris Büyükelçimiz Suat Davas’a söyledikleri: “Ben Mussolini’nin siyasetini hiç beğenmiyorum; kararsız bir siyaset izlediğini zannediyorum. Gazi Mustafa Kemal emsalsiz bir asker ve dâhi bir komutan olduğu halde ne kadar barışsever; bunu takdir etmek lâzımdır. İnsaniyet barışa muhtaçtır; barışı herhalde temin etmek zorunluluğu karşısında bulunuyoruz.”
12 Temmuz 1935: Atatürk’ün, Türk Dil Kurumu’nun 3. kuruluş yıldönümü nedeniyle kendisine gönderilen saygı telgrafına cevabı: “Türk Dil Kurumu’nun üç sene içinde yaptığı işler çok büyüktür. Kurum içinde çalışan arkadaşlar onunla övünebilirler. Kurumunuzu kutlar, tam başarılar dilerim.”
16 Temmuz 1935 : Atatürk’ün, Uludağ’da bir gezinti yaptıktan sonra, akşam sofrada bir müzik öğretmenine utla bir parça çaldırdıktan sonra söyledikleri: “Bu parçalar, atalarımızın yadigârı kıymetli eserlerdir. Bunların kaybolmamaları lâzımdır.”
22 Ağustos 1935: Uluslar arası V. İzmir Fuarı’nın açılışında Başbakan Celâl Bayar’ın Atatürk’ün devletçilik ilkesi’ni açıklayan mesajını okuması: “Türkiye’nin uyguladığı devletçilik sistemi, ondokuzuncu yüzyıldan beri sosyalizm nazariyecilerinin ileri sürdükleri fikirlerden alınarak tercüme edilmiş bir sistem değildir. Bu, Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuş, Türkiye’ye has bir sistemdir.”

26 Eylül 1935: Atatürk’ün, Dil Bayramı’nın 3. yıldönümü nedeniyle Türk Dil Kurumu’na tebrik telgrafı: “…Türk Dil Kurumu’nun verimli çalışmasını ve bütün yurttaşların dil işlerine gösterdiği büyük ilgiyi sevinçle anarım. Bayramınız kutlu olsun.”

24 Kasım 1935: Atatürk’ün, Fevzi Paşa–Diyarbakır demiryolu hattının açılışı nedeniyle Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya’nın vatandaşların gösteri ve sevgilerini bildiren telgrafına cevabı: “…Yurdumuzun demir ağlarla örülmesi sahasında kazanılan bu yeni başarı, güven ve genliğimizi artıracaktır. Bu yolda başarıların devamını dilerim.”
11 Aralık 1935: Atatürk’ün, Siyasal Bilgiler Okulu’nun 59. kuruluş yıldönümü nedeniyle gece Ankara Palas’ta düzenlenen toplantıda Başbakan İsmet İnönü tarafından kendisine iletilen bağlılık ve saygı telgrafına cevabı: “Bana içten sevgilerini haykıranlar yarım asırdan beri büyük Türk ulusunun tam anlamıyla millet olmasına çalışan, onunla en modern bir Türk Devleti kurmak için insanlık fedakârlıklarının hiçbirini kendilerinden esirgemeyen kültür, idare, intizam, devlet anlayışlarını en son ilmî telâkkilere göre billurlaştırmağa çalışmış ve çalışan yüksek arkadaşlarımdır.”

9 Ocak 1936: Atatürk’ün, Ankara Halkevi salonunda “Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi”nin açılış törenini izlemesi (Açılış konuşmasını Millî Eğitim Bakanı Saffet Arıkan yapmış, ilk dersi Afet (İnan) vermiştir.

30 Haziran 1936: Atatürk’ün, Silifke Ziraat Bankası’na, Tekir Köyü’nden 6 kişiyle beraber bölgede “Tarım ve Kredi Kooperatifi” kurmak istediklerini bildiren dilekçesi (Gerekli işlemler Temmuz ayında tamamlanmıştır.

13 Temmuz 1936: Atatürk’ün, Tekir Tarım Kredi Kooperatifi’nin 1 sayılı kurucusu olması nedeniyle kendisini kutlayan Ekonomi Bakanı Celâl Bayar’ın teşekkür telgrafına cevabı: “…Tarım Kredi Kooperatiflerinin az zamanda bütün yurdu kaplamasını başarıcı gayretinizden bekliyoruz.”

 

18/19 Temmuz 1936: Atatürk’ün, Florya Köşkünde sohbet esnasında yazdırdığı notlardan: “…Güzel sanatlardan başarı, bütün inkılâpların başarı kazandığının en kesin delilidir. Bunda başarı kazanamayan milletlere ne yazıktır. Onlar bütün başarılarına rağmen uygarlık alanında yüksek insanlık sıfatıyla tanınmaktan daima mahrum kalacaklardır!”

20 Temmuz 1936         : Boğazların Türk Hükûmetinin egemenliğine geçişini sağlayan “Montreux Sözleşmesi”nin imzalanması (C. 21.7.1936; U. 21.7.1936; Siyasî T., s.669; Siyasal T., s.357; T.T.O.M.A.R., s.187; T.D.M.İ.B.S.A., s.235-257; T.T.A., s.63; B.A. ve T.D., s.232).
: Atatürk’ün Montreux Sözleşmesi’nin imzalanmasını takiben söyledikleri: “Milletinin yüksek seciyesine, ordusunun bükülemez bazusuna ve uygar insanlığın aldatılamaz sağduyusuna dayanarak ve güvenerek zekâ, mantık ve enerjinin, bütün insanlığın muhtaç olduğu barış ve huzur veren sonuçlar doğurabileceğinin bir delili olan Montrö Konferansı eseri, cidden sevinmeğe ve sevindirmeğe değer bir tarihî olaydır.”

31 Temmuz 1936: Montreux Sözleşmesi’nin imzalanması nedeniyle “Meclis’in, Atatürk’e minnet ve teşekkürlerinin iletilmesi” ve “Kahraman orduya saygı ve selâmlarının bildirilmesi” hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi kararları.
22 Ağustos 1936: Atatürk’ün, Dolmabahçe Sarayı’nda 3. Türk Dil Kurultayı’na gelen yabancı dil bilginlerini kabulü ve söyledikleri: “Dünya dil âlimlerinin Türk âlimleriyle beraber çalışmaları dil biliminin şimdiye kadar çözemediği birçok güçlüklerin çözümünü kolaylaştıracaktır. Bundan, büyük gerçekler de meydana çıkacaktır!”

26 Ağustos 1936: Atatürk’ün, Türkiye İş Bankası’nın 10. kuruluş yıldönümü nedeniyle demeci: “İş Bankası, Cumhuriyet tarihinde ekonomi bakımından başlıbaşına yer alacaktır. Bu kurum, çok küçük bir servetin bile ekonomik hayatta fert çıkarlarına ayrılmayıp ulus çıkarlarına ayrılmasından çıkabilecek olan büyük sonuçları, az bir zamanda ve özellikle yepyeni bir devlet kuruluşunun türlü inkılâp güçlükleri içinde dünya çapında göstermiştir."
2/3 Eylül 1936     : Atatürk’ün, Beylerbeyi Sarayındaki Balkan Festivali’nde General Kâzım Dirik’e yazdırıp okuttuğu nottan: “…Beşeriyette saadet, işte böyle insanoğullarının birbirine yaklaşması, insanların birbirini sevmesi, hepsinin temiz his ve düşüncelerini birleştirmesiyle olacaktır.  Bu geceki birleşik vaziyetimiz, bu insancıl idealin yüksek işaretidir. İşte bunun için ev sahibi olarak bütün kıymetli misafirlerimize derin sevinçlerimi ifade ederim”

: Atatürk’ün, Beylerbeyi Sarayındaki Balkan Festivali’nde bir Türk çocuğuna yazdırıp okuttuğu nottan: “…Bir millet çok şeyde inkılâp yapabilir ve bunların hepsinde de başarı kazanabilir. Fakat musiki inkılâbıdır ki milletin yüksek gelişiminin belgesidir.”
29 Ekim 1936: Atatürk’ün Ankara Palas’ta verilen suvarede yabancı misafirlerle sohbet esnasında söylediği bir söz: “Biz kimsenin düşmanı değiliz; yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız!”

1 Kasım 1936: Cumhurbaşkanı Atatürk’ün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin V. Dönem II. Toplanma Yılını açış konuşması: “…Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslarıyla Türk milletini emin ve sağlam bir gelecek yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur!”
25 Aralık 1936: Atatürk’ün, Gaziantep’in XV. Kurtuluş yıldönümü nedeniyle Gazianteplilere telgrafı: “…Türküm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü, Gazianteplileri kahramanlık misali olarak alabilir! En eski çağlardan beri tarihî Türk yurtlarında, Türklüğün yüksek varlığını kahramanlıkla tespit etmiş olanlarla, şahsen beraber olduğumu ifade etmekten duyduğum zevk ve mutluluk yücedir.”


17 Ocak 1937: Atatürk’ün, çocukluk arkadaşlarından Asaf İlbay’ı akşam evinde ziyareti ve sohbet esnasında söyledikleri: “…Her zaman samimî olalım, bütün duygularımızı samimîliğe, açıklığa ve dürüstlüğe doğru iletelim. İçi başka, dışı başka insanlar vicdan rahatlığı duyamazlar.”

22 Ocak 1937: Atatürk’ün Kurun (Vakit) gazetesinde Hatay davasıyla ilgili olarak Asım Us imzasıyla çıkan başyazısı: “…Acaba Fransız devlet adamlarının bu işi böyle çıkmaza sokmaktan maksatları ne olabilir? …Biz artık Fransız devlet adamlarına hitap etmeye  gerek görmüyoruz. Bundan sonra Fransızların kendi menfaatleri namına dostları ve müttefikleri olan devletlerin gerçeği yakından görerek durumun gereğine göre hareket etmelerini istiyoruz!”

23 Ocak 1937: Atatürk’ün Kurun gazetesinde Hatay davasıyla ilgili olarak Asım Us imzasıyla ikinci makalesi: “Zavallı Fransa, bugün kendisine pek mütemayil bir dostunu daha kaybetmek üzeredir”.

24 Ocak 1937: Atatürk’ün Kurun gazetesinde Hatay davasıyla ilgili olarak Asım Us imzasıyla üçüncü makalesi: “…Dostlarımızın kendilerine düşen vazifeyi yapmaları pek lüzumlu olduğu inancındayız. Biz dostluğa lâyık ve lâzım olduğu kadar hürmette, hak ve menfaatlere azamî riayette kusur etmiyoruz. Fakat Türkiye Cumhuriyetine eski Osmanlı İmparatorluğunun bir uzantısı gözü ile bakılarak ona karşı dejenere bir politika izlendiği ve hâlâ bu sevdada yaşayan diplomatların siyasette hakim olduklarını görürsek bunun yalnız isabetsiz değil, aynı zamanda tehlikeli bir meslek olduğunu söylemekten de kendimizi alamıyoruz.”

27 Ocak 1937: Atatürk’ün Kurun gazetesinde Hatay davası ile ilgili olarak Asım Us imzasıyla beşinci makalesi: “Türkiye Cumhuriyeti çok haklı olduğu Hatay davasını ortaya atarken bunun bütün sonuçlarını düşünmemiş olduğunu kim iddia edebilir? Dava uluslar arası olmuştur. Davasında haklı olan Türkiye’dir. Artık dinlenilecek sözün kimin ağzından çıktığına çok dikkat etmelidir. Türkün sözü, Türkün haklı ve yerinde sözü Türk’ün kendisidir. Ona uymamak, onu tanımamak, onu hiçe saymak, buna cesaret gösterenlerin düşünmedikleri akıbetle karşılaşacaklarına asla şüphe etmemelidir”.
: Cenevre’de Milletler Cemiyeti toplantısında Hatay’ın bağımsızlığın kabul edilmesi (Bu durum, 29 Mayıs 1937’de Cenevre’de toplanan Milletler Cemiyeti Konseyi’nde de Hatay Anayasası'yla beraber onaylanmış, bağımsızlık rejimi 29 Kasım 1937 günü yürürlüğe girmiştir. 2 Eylül 1938’de Hatay Millet Meclisi açılarak  Devlet Bakanlığına Tayfur Sökmen seçilmiştir. Devletin adı “Hatay Devleti” olarak kabul edilmiş, 23 Haziran 1939’da Türkiye ile Fransa arasında yapılan antlaşma ile de Türkiye’ye bırakılmış, 7 Temmuz 1939 tarih ve 3711 sayılı Kanun’la yeni Hatay ili kurulmuştur).
: Atatürk’ün, Milletler Cemiyeti toplantısında Hatay’ın bağımsızlığının kabul edilmesi üzerine Başbakan İsmet İnönü’ye telgrafı: “Başarılmış olan millî davada izlenen uygar ve insanî yola uluslararası lâyık olduğu kıymetin verileceğine şüphe yoktur. Türkiye Cumhuriyeti haklı olduğuna inandığı davasını, büyük ve âdil hakem heyeti olmasını temenni ettiği Milletler Cemiyeti’ne bırakmakla insanlık adına isabetli bir harekette bulunmuştur. Bu suretle uygarlık adına da yüksek bir vazife yapmış olmakla sadece takdir ve tebrike lâyıktır!”
29 Ocak 1937: Hatay davasının başarılması nedeniyle Atatürk’e, İsmet İnönü Hükûmetine ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’a teşekkür edilmesi” ve “Kahraman ordu’ya selâm gönderilmesi” hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi kararları…


31 Ocak 1937: İstanbul’da Beyazıt meydanında, Hatay’ın bağımsızlığa kavuşması nedeniyle düzenlenen büyük mitingi takiben halkın vapurlarla Dolmabahçe Sarayı önüne gelerek Atatürk’e sevgi gösterilerinde bulunması ve Atatürk’ün balkona çıkarak halkı selâmlaması.

1 Şubat 1937: Atatürk’ün, Hatay davasının başarılması nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin teşekkürlerini ileten Meclis Başkanı Abdülhalik Renda’ya cevabı: “Hatay mukadderatının tespitini memnuniyete değer görmüş olan büyük Kamutay’ın hakkımızda taltif kararı vermiş olduğunu bildiren telgrafınızı memnuniyetle aldım. Teşekkür ve minnetlerimi bildirmekle bahtiyar olduğumun Kamutay’a arz edilmesini dilerim.”

13 Şubat 1937: Atatürk’ün doğduğu evin anahtarlarının, Selânik Türkiye Cumhuriyeti Konsolosluğu’na teslimi (Selânik T.C. Konsolosluğu Arşivi).
17 Mart 1937: Atatürk’ün Çankaya’da Romanya Dışişleri Bakanı Antonesco şerefine Ankara Palas’ta verilen ziyafette konuşması: “…Milletler gam ve keder bilmemelidir. Şeflerin vazifesi, hayatı neşe ve şevkle karşılamak hususunda milletlerine yol göstermektir! Bütün insanlığın varlığını kendi şahıslarında gören adamlar mutsuzdur. Herhangi bir şahsın yaşadıkça memnun ve mesut olması için lâzım gelen şey, kendisi için değil, kendisinden  sonra gelecekler için çalışmaktır. Hayatta tam zevk ve mutluluk, ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı, mutluluğu için çalışmakta bulunabilir.”

26/27 Mart 1937: Atatürk’ün, Bursalı gençlerin Ankara Halkevi’nde tertipledikleri geceyi şereflendirmesi ve gençlere hitabı: “…Gençler, benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum. Buna cidden sevinmekteyim. Fakat beraber yaşadığımız müddetçe benim hedefime yürümenizi hepinizden istemek, yasal bir hakkım olarak tanınmalıdır.”
6 Nisan 1937: Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Roosevelt’in, Cumhuriyet Türkiyesi ile ilgili bir filmi Beyaz Ev’de seyretmesi üzerine Atatürk’ü teşekkür ve tebrikleriyle beraber kendisiyle buluşma fırsatını ümit ettiğini bildiren mektubu.

21 Mayıs 1937: Atatürk’ün, 19 Mayıs 1937 günü Ankara Stadyumu’nda yapılan tören nedeniyle milletin sevgi ve bağlılık duygularını ileten İçişleri Bakanı ve C.H.P. Genel Sekreteri Şükrü Kaya’ya teşekkür telgrafı: “…19 Mayıs gününün yıldönümünde Ankara Stadyumu’nda toplanan muhterem yurttaşların ve şuurlu ve gürbüz gençliğin yüksek ve kalbî hislerini bildiren telgrafınızı büyük sevinçle aldım. Teşekkür eder ve Türk’ün sınırı olmayan yükselme ve ilerlemesinde daima başarılar dilerim.”
26 Mayıs 1937: Atatürk’ün –Başbakan İsmet İnönü şerefine Atina’da verilen ziyafet esnasında- Yunan Başbakanı Metaxas’a telefonla mesajı: “Balkan Müttefik Devletlerinin Balkanlardaki sınırları tek bir sınırdır. Bu sınıra göz dikenler güneşin yakıcı ışınlarıyla karşılaşır. Bundan sakınılmasını tavsiye ederim. Sınırlarımızın bir ve onu savunan kuvvetlerimizin bir ve ayrılmaz olduklarını söylemekle en büyük insanlık ve askerlik zevkini duyduğumu size bildirmekle mesudum.” General Metaxas’ın telefon cevabı: “Tamamıyla ve her zaman için aynı görüşteyiz.”
: Emekli Yunan Generali Sonakos İlias’ın Atatürk’e mektubu: “…Balkanların bir tek sınır ve cephe teşkil ettiği hakkındaki demecinizi birleşik Balkan orduları varlığını nefesinde toplamış ve temsil etmiş olan bir komutanın can evinden yükselen bir gerçek olarak yorumluyorum. Balkan devletlerinin bugünkü birlik ve ortaklığı ezelden beri tabiî ve zorunlu bir ihtiyaçtı.”

11 Haziran 1937: Atatürk’ü Trabzon’da Vilâyet konağını, Halkevi’ni, Parti Merkezini, Belediye’yi, Komutanlığı ziyaretleri ve halkın gösterdiği büyük sevgi nedeniyle Başbakan İsmet İnönü’ye telgrafı: “…Bu kadar saygı ve bağlılık ifade eden millî heyecan karşısında bir naçiz kalbin durmaması, yine o millî heyecanının verdiği kuvvet sayesinde ancak mümkün olabilmiştir!” .
: Atatürk’ün, Başbakanlığa, bütün çiftliklerini ve mallarını hazineye bağışladığını bildiren telgrafı: “…Kullanmaya yetkim altındaki bu çiftlikleri, bütün tesisleri, hayvanları ve demirbaşları ile beraber, hazineye hediye ediyorum. Gereken kanunî işlemin yapılmasını dilerim.”
(Resmî işlemler 11 Mayıs 1938 günü tamamlanarak Atatürk tarafından imzalanmıştır).
12 Haziran 1937:         : Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, çiftliklerini hazineye bağışlaması nedeniyle Atatürk’e Meclis’in samimî hislerinin ve teşekkürlerinin sunulması kararı.
13 Haziran 1937: Atatürk’ün, çiftliklerini hazineye bağışlaması nedeniyle millet ve Meclis adına kendisine teşekkür telgrafı çeken Başbakan İsmet İnönü’ye cevabı: “…Söz konusu olan hediye,  yüksek Türk milletine benim asıl vermeyi düşündüğüm hediye karşısında hiçbir kıymete sahip değildir. Ben gerektiği zaman en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim!”
23 Haziran 1937: Atatürk’ün, İbn-i Sina’nın 900. yıldönümü nedeniyle Türk Tarih Kurumu tarafından düzenlenen törende kendisine gönderilen saygı telgrafına cevabı: “…Törende bana karşı gösterilmiş olan temiz ve yüksek hislerden duygulandım. Teşekkür eder ve Türk ilim adamlarına daimî başarılar dilerim.”
3 Temmuz 1937: Atatürk’ün, Ürdün Kralı Abdullah’ın 20 Haziran 1937 tarihli mektubuna cevabı: “Emin olabilirsiniz ki, burada bırakmış olduğunuz hatıra size karşı olan dostluk ve kardeşlik duygularımızı bir kat daha kuvvetlendirmiştir.”
8 Temmuz 1937: Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Sadabat Paktı’nın imzalanması nedeniyle Atatürk’e tebrik telgrafı: “…Bundan sonra çözülmez bir bağ ile birleşmiş olan memleketlerimiz, bu olay yolu ile samimî ve verimli işbirliklerini barışın hizmetine koyabileceklerdir”.
: Atatürk’ün, İran Şahı Rıza Pehlevi’nin 8 Temmuz 1937 tarihli telgrafına cevabı: “…Memleketlerimizin, barış idealinde müşterek bir eseri olan bu antlaşmanın hepimiz için ve dünya barışı için kutsal olmasını dilerim.”
9 Temmuz 1937: Atatürk’ün, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Roosevelt’in 6 Nisan 1937 taihli mektubuna cevabı: “…Sizinle bir an evvel buluşmak benim de samimî arzum olduğundan sevimli ve kuvvetli şahsiyetinizi Türkiye’de selâmlayacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum!”.
10 Temmuz 1937: Atatürk’ün Sadabat Paktı’nın imzası sebebiyle tebrik telgrafı gönderen Irak Kralı Gaziyülevvel’e cevabı: "Birbirine kardeşlik ve dostluk bağlarıyla bağlı dört devletin dünya barışı yolunda verimli bir işbirliğini temin edecek olan bu antlaşmayı memleketlerimiz için çok hayırlı bir eser telâkki eder, hepimize uğurlu olmasını dilerim”.
: Atatürk’ün, Sadabat Paktı’nın imzası sebebiyle tebrik telgrafı gönderen Afganistan Kralı Muhammed Zahir Han’a cevabı: “Dört kardeş millet arasında mevcut en sıkı dostluk bağlarını bir kat daha doğrulayarak cihan barışının esaslı desteklerinden birisini teşkil eden bu mühim eserin, milletlerimizin barışseverliği sayesinde meydana gelmiş olması, hepimiz için iftiharı gerektiren bir olaydır.”

19 Temmuz 1937: Atatürk’ün, İtalyan bilgini Marconi’nin ölümü nedeniyle ailesine başsağlığı telgrafı: “Bütün insaniyet, uğradığınız kaybı acı bir şekilde hissetmektedir!”
20 Eylül 1937: Atatürk’ün, Dolmabahçe Sarayı’nda toplanan İkinci Türk Tarih Kurultayı’nın açılışını ve çalışmalarını izlemesi.

29 Ekim 1937: Atatürk’ün, Cumhuriyet balosu balosunda Fransa Büyükelçisi Henri Ponsot’ya sohbet esnasında söyledikleri: “…Ben toprak büyütme dileklisi değilim; barış bozma alışkanlığım yoktur; ancak antlaşmaya dayanan hakkımızın isteyicisiyim. Onu almasam edemem. Büyük Millet Meclisi’nin kürsüsünden milletime söz verdim: Hatay’ı alacağım! Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getiremezsem onun huzuruna çıkamam, yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, yenilemem; yenilirsem bir dakika yaşayamam!”

1 Kasım 1937: Cumhurbaşkanı Atatürk’ün, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin V. Dönem III.Toplantı Yılını açış konuşması: “…Milletimizin lâyık olduğu yüksek uygarlık ve refah seviyesine varmasını alıkoyabilecek hiçbir engel düşünmeğe yer bırakılmadığını ve bırakılmayacağını huzurunuzda söylemekle bahtiyarım!”

30 Kasım 1937: Atatürk’ün, Hatay rejimi ile ilgili Ulus gazetesi başyazarına demeci: “…Hatay’da Fransız delegesi, Hataylıların çok sevk ve heyecanla bayram yapmaları doğal olan bir günde eğer Hatay Türklerini serbestçe bugünü kutlamaktan men edecek önlemler almışsa, buna yazık demekle yetinirim. Çünkü böyle bir zihniyet, devletler arasında yüksek dostluk ilişkilerinin bugün ve yarın için olumlu yolda yürümek lüzumunun henüz anlaşılmamış olmasından ileri gelir!”

Kasım 1937         : Alman devlet adamı Dr. Ernest Jackh’ın Türkiye’yi ziyaretini takiben Atatürk’e mektubu: “Ankara’dan Atina’ya yolculuğumdan tekrar Çanakkale boğazından geçtim. Oradaki görüşmemizi hatırladım ve Çanakkale boğazında kazandığınız zaferin tarihî önemini özetlemeye karar verdim: Türkiye için, bir millet olarak varlığını, kurtuluş ve bağımsızlığını temin, merkez devletleri için Macaristan, Avusturya ve Almanya’ya kuzey-doğudan bir hezimet ve çöküşe sebep olacak bir tehdidin 1915’te önlenmesi ve 1918 yılına kadar da böyle bir tehlikeye karşı uyanıklığı.”

2 Aralık 1937: Gençliğin, İstanbul Beyazıt Meydanında, Türk Hatay’ın bağımsızlığına kastedenlerin protesto amacıyla büyük mitingi ve Atatürk’e telgrafı: “…Şuurlu heyecanlarımızı bütün bağlılığımızla ulaştırıyoruz. Büyük Atamız!”

25 Aralık 1937: Atatürk’ün, Gaziantep’in kurtuluş yıldönümü nedeniyle Ankara Halkevi’nde düzenlenen toplantıyı şereflendirmesi ve Gazianteplilerle telgrafı: “…Eğer bir gün millet, vatan ve Cumhuriyetin yüksek menfaatleri gerektirirse o çevre kahramanlarının geçmişte olduğundan daha yüksek kahramanlıklar göstermeğe hazır bulunduklarına da şüphem olmadığı bilinmelidir!”

4 Ocak 1938: Atatürk’ün, akşam sofra’da yazdırdıkları: “…Biz bir Türk bestesini dinlediğimiz zaman ondan, geçmişin uyanma bırakması lâzım gelen hikâyesini kalbimize giren oklar gibi duymak isteriz. Acı olsun tatlı olsun biz bir beste dinlerken ve farkında olmaksızın hislerimizin incelir olduğunu duymak isteriz. Bütün bunlardan başka musikiden beklediğimizin maddî, fikrî ve hissî uyanıklık ve çevikliğin kuvvetlenmesi olduğuna şüphe yoktur. Yeni şairlerimizden, ediplerimizden, musiki bilginlerimizden ve bilhassa ses sanatkârlarından istediğimiz ve aradığımız bunlardır.”
17 Ocak 1938: Atatürk’ün, dört yeni denizatlısının isimlendirilmesi hakkında Başbakan Celâl Bayar’a el yazısıyla direktifi: “Yeni dört denizaltı gemilerimiz için bulduğumuz isimler şunlardır; 1)Saldıray 2)Batıray 3)Atılay 4)Yıldıray. Bunların mânâları, som Türkçe olan bu kelimelerin kendisindedir; yani saldıran, batıran, atılan, yıldıran.”

2 Şubat 1938: Atatürk’ün, Bursa Merinos Fabrikası’nı işletmeye açışı ve Fabrika’nın şeref defterine yazdıkları: “Sümerbank Merinos Fabrikası, çok kıymetli bir eser olarak millî sevinci artıracaktır. Bu eser, yurdun, özellikle Bursa bölgesinin endüstri gelişimine ve büyük millî ihtiyacın giderilmesine yardım edecektir.”

: Atatürk’ün, Kurun gazetesi başyazarı Asım Us’a Bursa izlenimleri hakkında demeci: “Bursa düşman istilâsından kurtulduktan sonra ben buraya gelmiştim. Bana bu memleket halkı büyük gösteriler yaptılar. Bunu olduğu gibi hatırlıyorum. Bugün Bursa ve havalisinin yaptığı gösteriler ilk gördüğümden çok yüksek oldu. Bunun sebebini kendi kendime şöyle izah ediyorum: İlk gelişimdeki gösteriler kendilerini yabancı istilâsından kurtarış içindi, şimdiki gösteriler onların ekonomik hayatta yükselişine ve refahına yarayan endüstri fabrikalarımızın kurulmuş olmasından ileri geliyor. Bundan çok memnun oldum”.
: Atatürk’ün, Bursa Belediye Başkanı’na mektubu: “…Bursa kaplıcalarının büyük ve medenî ihtiyaçlarından birini karşılayan Çelikpalas Oteli’nin Bursa Belediyesi’nin de gayret ve yardımıyla daha fazla gelişebilmesini temin için bu otelin ait olduğu şirketteki 34.830 Türk liralık hissemi Belediye’ye terk ediyorum. Aynı zamanda vaktiyle Bursa Belediyesi’nin 1923 tarihinde bana hediye etmiş olduğu otel bahçesine bitişik köşkü de bütün eklentileri ile Belediye’ye hibe ettim”.
: Atatürk’ün, akşam Bursa Belediyesinin, şerefine verdiği suvarede konuşması: “…Tarihte ve cihanda en büyük imparatorluk kurmuş olan Türkler de, evvelâ bakışlarını Bursa’ya, bu kıymetli şehre yöneltmişlerdir. Onun kıymetini anlamış ve ifade etmişsem çok bahtiyarım.”

28 Şubat 1938: Atatürk’ün, Balkan Antantı ile ilgili olarak Yunan gazetecilerine demeci: “Uzun sulh devreleri tarihte nadirdir. İçinde bulunduğumuz devreyi mümkün olduğu kadar uzatmak için elden gelen gayreti ve iyi niyeti sarf etmeliyiz. Milletleri idare edenler için ilk ve en müşkül vazife, şahsî gurura kapılmaktan kendini korumaktır. Herkesi memnun edecek bir adalete varmak güçtür. Mutlak mânada bir hakkaniyet belki hiçbir zaman dünya yüzünde kurulamayacaktır. Bununla beraber bütün kuvvetlerimizi bu yüksek ideale doğru çevirmeli ve buna yaklaşmak için elden neler gelirse hepsini yapmalıyız”.

: Atatürk’ün Başbakan Celâl Bayar’ı kabulü ve yabancı hekim getirilmesi isteğine karşı söyledikleri: “Ortada Hatay meselesi var; hastalığım dışarıda duyulursa fena olur. Dr. Neşet Ömer’le konuş; bizim doktorlar bir muayene ve konsültasyon yapsınlar…”

31 Mart 1938: Atatürk’ü Ankara’da muayene eden Prof. Dr. Fissenger’in akşam ekspresle İstanbul’dan Paris’e hareketi ve gazetecilere Atatürk hakkında söyledikleri: “Bu kadar dinamizmin, bu kadar zekâ ve canlılığın bir arada toplanması pek enderdir. Zamanımızın birçok büyük adamlarıyla temas ettim; fakat Büyük Şefiniz Atatürk, bunlardan hiçbiriyle bir tutulamaz!”

11 Mayıs 1938: Atatürk’ün, Başbakanlığa çektikleri 11 Haziran 1938 tarihli telgrafla hazineye hediye ettikleri çiftliklerinin resmî işlemlerinin tamamlanarak kendisi tarafından imza edilmesi.
: Atatürk’ün mülkiyeti üzerinde olan -11 Haziran 1937 günkü bağışı dışında- Ulus Matbaasını, bütün demirbaş eşyası ve civarındaki arsaları ile Cumhuriyet Halk Partisi’ne bağışlaması (Atatürk bugün ayrıca Hipodrom ve Stadyum civarındaki arsaları ve çarşı içerisindeki bir otel ve altındaki dükkânları da Ankara Belediyesi’ne bağışlayarak resmî işlemlerini imzalamıştır…

2 Haziran 1938: Atatürk’ün Savarona’da, Başbakan Celâl Bayar, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ’ı kabulü ve İstanbul imar projesi üzerinde görüşmesi.

: Atatürk’ün Savarona’da Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumu Kol Başkanlarını kabulü ve görüşmesi.


15 Haziran 1938: Amerika’daki Mark Twain Cemiyeti Başkanı’nın, resmini göndermesi nedeniyle Atatürk’e teşekkür mektubu: “Zamanımıza, geçmiş devirlerin Büyük İskender, Jül Sezar ve Napolyon’undan daha şanlı bir isim bıraktınız. Askerî ve sivil dehânız bütün insanlık tarihi üzerinde derinden etkili olmuştur.”

4 Temmuz 1938  : Antakya’da 3.7.1938 günü Türk ve Fransız Askerî Heyetleri arasında imzalanan “Askerî Antlaşma” gereğince her iki hükûmetin Hatay’da eşit sayıda asker bulundurmayı kararlaştırmaları üzerine birliklerimize ait öncü müfrezelerin Hatay’a girişi (C. 5.7.1938; U. 5.7.1938) (Ana kuvvetler 5.7.1938’de girmiştir).
6 Temmuz 1938: Atatürk’ün Hatay davasının sonuca ulaşması nedeniyle yurdun her tarafından kendisine gönderilen telgraflara Anadolu Ajansı aracılığıyla cevabı: “Hatay millî meselemizin dostça tedbirlerle olumlu sonuca ulaştırılmasından duyulan sevinç yerindedir”.
: Atatürk’ün, Hatay Türklerinin saygı ve teşekkür telgrafına cevabı: “Sizin için artan saadet ve refah dilerim!”


9 Ağustos 1938: İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’a mektubu: “…Dr. Aras bana Atatürk’ün cihan değer selâmlarını getirdi. Atatürk’e en derin saygılarla minnetlerimi ve en samimî âfiyet dileklerimi takdim ederim. Bir münasip fırsatta yüce huzurlarına arz ederseniz size çok teşekkür ederim. Sevgilerle selâmlar…” (Bu mektubun Atatürk’e arz edilmesi üzerine, onun emriyle Genel Sekreter tarafından teşekkür, sevgi ve iyi dileklerini bildiren bir cevap yazılmıştır.
10 Ağustos 1938: Atatürk’ün harf inkılâbının 10. yıldönümü nedeniyle Kültür Bakanı Saffet Arıkan’ın telgrafına cevabı: “Türkün kültür sahasındaki kabiliyetinin gelişmesine temel olan harf inkılâbının onuncu yıl dönümü münasebetiyle gönderdiğiniz telgrafı memnuniyetle aldım. Teşekkür eder ve milletimize kültür sahasında sonsuz başarılar dilerim”.
20 Ağustos 1938: Atatürk’ün, Uluslararası 8. İzmir Fuarı’nın açılış nedeniyle Başbakan Celâl Bayar’a telgrafı: “…Fuarın yıldan yıla ayrı bir gelişme eseri gösterdiğine dair olan haberinizden çok memnun oldum. Vazifelilere takdirlerimin ve sayın halka teşekkür ve sevgilerimin iletilmesini diler, gözlerinizden öperim”.

3 Eylül 1938: Atatürk’ün, Trans-İran demiryolunun açılış töreni nedeniyle İran Şahı Rıza Pehlevi’ye tebrik telgrafı.

7 Eylül 1938: Atatürk’ün, kendisine Meclis’in ve Hatay halkının minnet ve bağlılıklarını bildiren Hatay Millet Meclisi Başkanı Abdülgani Türkmen’in telgrafına cevabı: “…Hatay Millet Meclisi’ne başladığı mühim vazifede başarılar ve Hatay halkına yeni idare altında saadetler dilerim”.

28 Eylül 1938: Atatürk’ün, Barbaros’u anma nedeniyle denizde düzenlenen İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ’ın halkın saygı ve bağlılık duygularını bildiren telgrafına teşekkür cevabı.
: Atatürk’ün, Barbaros’u anma nedeniyle denizde düzenlenen ışık oyunlarını Dolmabahçe Sarayı’nın penceresinden izlemesi.
5 Ekim 1938: İsmet İnönü’nün Atatürk’e mektubu: “Sevgili Atatürk! Muhterem Celâl Bayar bana sizin selâmınızı getirdi. Çok sevindim. Sizin bir an evvel sağlığınıza kavuşmanız yegâne ve en samimî dileğimdir. İki mübarek ellerinizden, sevgili ve can verici yüzünüzden, doymadan binlerce öperim, sevgili Atatürk, büyük Atatürk, velinimetim Atatürk!”

9 Ekim 1938       :Atatürk’ün, Ankara-Erzurum demiryolu’nun Erzincan’a ulaşması nedeniyle Başbakan Celâl Bayar’ın telgrafına cevabı: “Muhterem halkın bu önemli ve mesut olaydan pek yerinde olarak duyduğu hislerini belirtirken bana karşı gösterdiğini bildirdiğiniz hislerden çok duygulandım.”
15 Ekim 1938     :Atatürk’ün, Belediye seçimlerinin sonuçlarını bildiren Başbakan Celâl bayar’a cevap telgrafı: “…İstiklâl Savaşı ve Türk İnkılâbı, her hamlesinde ve her safhasında, milletimizin yüksek siyasî ve uygar karakteriyle memleket işlerindeki şuurlu birliğine dayanarak başarıya erişmiştir. Dün ve bugün olduğu gibi yarın da memleket ve millet için yegâne kudret, mutluluk ve refah kaynağı, inkılâp ilkeleri ve Cumhuriyet rejimidir.”

25 Ekim 1938     :Atatürk’ün, Cumhuriyetin 15. yıldönümü nedeniyle orduya göndereceği mesajı, -3 saat süre ile- Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’a dikte ettirmesi.

29 Ekim 1938: Cumhuriyetin 15. yıldönümünün yurdun her yerinde coşku ile kutlanması.
: Cumhuriyetin 15. yıldönümü nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tören yapılması ve T.B.M.M. Başkanı Abdülhalik Renda’nın Cumhurbaşkanı Atatürk adına tebrikleri kabulü.
: Atatürk’ün, Cumhuriyetin 15. yıldönümü nedeniyle orduya mesajı:
“Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber uygarlık ışıklarını taşıyan kahraman Türk ordusu! Türk vatanının ve Türklük topluluğunun şan ve şerefini, iç ve dış her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an yapmaya hazır olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır!” (Bu mesaj, Ankara’da yapılan 29 Ekim töreninin başlangıcında Başbakan Celâl Bayar tarafından okunmuştur).
: Kuleli Askerî Lisesi öğrencilerinin -29 Ekim töreni dönüşü- vapurla Dolmabahçe Sarayı önünden geçerken İstiklâl Marşı söyleyerek Atatürk’ü selâmlamaları ve içten sevgi gösterilerinde bulunmaları.
1 Kasım 1938: Atatürk’ün, Türkiye Büyük Millet Meclisi V. Dönem, IV. Toplantı Yılını açış konuşmasının Başbakan Celâl Bayar tarafından okunması: “…Cumhurreisimiz Atatürk’ten aldığım emir üzerine bu seneye ait söylevlerini okuyorum: Memleketimizi her gün daha çok kuvvetlendirmek, her alanda her türlü ihtimallere karşı koyabilecek bir halde bulundurmak ve dünya olaylarının bütün safhalarını büyük bir uyanıklıkla izlemek, barışsever siyasetimizin dayanacağı esasların başlangıcıdır.”
2 Kasım 1938: Atatürk’ün, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Abdülhalik Renda’nın –Meclis’in duygularını ileten- telgrafına cevabı: “Büyük Millet Meclisi’nin, yeni yıl çalışmalarına başlarken hakkımda gösterdiğini bildirdiğiniz yüksek hislerden çok duygulandım. Büyük Kamutay’a teşekkür ve derin saygılarımı arzederim”.
10 Kasım 1938: Atatürk’ün ölümü üzerine Hükûmet bildirisi:
“…Ebedî Türk Milleti, onun eserlerini ebediyete kadar yaşatacaktır. Türk gençliği onun kıymetli emaneti olan Türkiye Cumhuriyetini daima koruyacak ve onun izinde yürüyecektir. Kemal Atatürk, Türkün tarihinde ve gönlünde daima yaşayacaktır…”

BASIN AÇIKLAMASI

ADALET YÜRÜYÜŞÜNÜ DESTEKLİYORUZ

19 MAYIS'IN 98. YIL DÖNÜMÜ

ATATÜRK'E İHANET VE DÜŞMANLIK

MEB MÜFREDATI VE ATATÜRK

MEB MÜFREDATI VE İNÖNÜ

AVRUPALI TÜRK AYDINLARINDAN ÇAĞRI

POLİSİMİZİN YANINDAYIZ

GÜLHANE ASKERİ TIP AKADEMİSİ

Mustafa Balbay Geliyor

15 Temmuz Darbe Girişimi

Rainer Hermann'a Mektup FAZ

RTE'YE YANIT: 1930'LU YILLAR

ONUNCU YIL MARŞI

TARİHTEN UYARICI BİR YAPRAK

YİRMİNCİ YÜZYILIN İLK SOYKIRIMINI KİM YAPTI..?

ALMAN PARLAMENTOSU'NUN 2 HAZİRAN 2016 KARARI

ALMAN PARLAMENTOSU YANLIŞ YAPTI

T.C.'nin 26. Gen. Kur. Başkanı İLKER BAŞBUĞ Geliyor

TBMM Başkanı İsmail Kahraman'a Açık Mektup

ARAP LAWRENCE'TEN GÜNÜMÜZE

Ulusal Bayram Yasaklanmasına Boyun Eğmek Yakışmaz

DİNCİ ve KİNCİ KUŞAKLAR TÜRKİYESİ..!

GERÇEĞİN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKMAYA CESARET ETMEK

Terör Örgütlerini Silahlandıranlar İnsan Haklarından Söz Edemezler

ONUR ÖYMEN’DEN TRT’YE TEPKİ

TRT-TÜRK T.C. DEVLETİ’NE KİN KUSUYOR

1128 YANLIŞ

İSTANBUL'UN KALBİNDE TERÖR VAHŞETİ

TRT-TÜRK ATATÜRK’E VE CHP’YE KİN KUSMAYI SÜRDÜRÜYOR

SİMON RODRİGEZ'DEN BİR ALINTI

ANKARA’DAN SONRA PARİS’TE DE KANLI TERÖR

BARIŞIN BAŞKENTİ’NE BÜYÜK İHANET

Prof. Dr. YAŞAR NURİ ÖZTÜRK geliyor…

TRT-TÜRK’ÜN OSMANLICA DAYATMASI

RİZE BELEDİYE BAŞKANI’NIN ATATÜRK DÜŞMANLIĞI

BÖLÜCÜ TERÖRE İVEDİLİKLE SON VERMEK ŞARTTIR..!

BÖYLE GİDERSE, TÜRKİYE’DE DİKTATÖRLÜĞÜN İLANI YAKINDIR..!

BÜYÜK ZAFER’İN 93. YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN!

DEVLETİN TEMELİNE DİNAMİT KOYANLAR…

"YURTTA TERÖR DÜNYADA TERÖR" DEĞİL "YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ" İSTİYORUZ…

DEVLET BAHÇELİ'NİN SAATİ

AKP CUMHURBAŞKANI'NIN TÜRK DİLİ KARŞITLIĞI, OSMANLICA DAYATMASI VE GERÇEKLER

BÜTÜN DÜNYA DERGİSİ ve ANZAKLARLA İLGİLİ YAZIT

AVRUPA ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEKLERİ FEDERASYONU # GEZİ BELGESELİNİ KÖLN'DE YURTTAŞLARIMIZLA BULUŞTURUYOR

ÖNEMLI DUYURU
ÇANAKKALE ZAFERİ VE TEHCİR


ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 100. YIL DÖNÜMÜ

Kurtuluş Savaşımızın Öyküsü

TRT-TÜRK ATATÜRK’E KİN KUSUYOR…

Richard von Weizsäcker

İSLAMOFOBİYİ BESLEYENLER

CUMHURİYET GAZETESİNE AKP SANSÜRÜ

ATATÜRK'ÜMÜZ VE TÜRK KADINI

KANLI TERÖR

19. Şura Kararları ve Cevdet Kudret

ATAMIZI ANKARA’DA ANDIK

TBMM’DE BALBAY’I ZİYARETİM