Köln, 28 Ekim 2020
CUMHURİYETİMİZİN 97. KURULUȘ YIL DÖNÜMÜ

Atatürk TBMM den çıkarken

Türkiye’nin kurtuluşu gerçekleşip, Lozan Barış Antlaşması imzalandıktan ve
yeni doğan tam bağımsız Türkiye Devleti’nin "Misak-ı Millî = Ulusal And" ile saptanan sınırlarıyla birlikte uluslararası tanınmasından sonra, gazeteciler Mustafa Kemal Atatürk'e "hedefinize ulaştınız mı?" diye bir soru yöneltirler. Yanıt kısaca şudur: "En önemlisi asıl şimdi başlıyor".

Türkiye’nin kurtarılması, elbetteki devlet olabilmesinin asıl temelini oluşturmaktadır; ancak, çağdaş uluslar arasında yer alabilmesinin sağlanması, "Kemalizm" kavramına anlam kazandıran asıl sonuç olmuştur.
Bu da, askerî başarıdan sonra, Kemalist ilkelerin temelini oluşturduğu, olağanüstü kapsamlı bir spektrum üzerinde gerçekleştirilen Türk Devrimi'dir.
Atatürk'ün ilkeler programı, O'nun başlattığı hareketin başından itibaren, asıl ülküsü olmuştur. O, kurtuluştan kuruluşa giden yol haritasını bu ilkelere göre çizmiştir.
O'nun, özellikle siyasal sistem bakımından saptadığı altı ilkenin ancak 1937‘de Anayasa’ya girmiş olması, Kemalizm‘in bir doktriner sistem ya da irrasyonel temele dayanan bir inanç sistemi değil, pragmatik bir düşünce sistemi olduğunun kanıtıdır.

Ama önce, Atatürk'ün Türk Ulusu'nu ivedilikle ulaştırmak istediği hedeflere bir göz atalım:

1. Ulusal Egemenlik
2. Ulusal Bağımsızlık
3. Ulusal Birlik ve Beraberlik
4. Yurtta Barış - Dünyada Barış
5. Yurdumuzun, dünyanın en bayındır ve en uygar ülkeleri düzeyine
    çıkarılması;
6. Ulusumuzun en geniş refah araç ve kaynaklarına sahip kılınması
7. Ulusal kültürümüzün çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarılması
8. Bilimin Rehber Edinilmesi ve Akılcılık

Șimdi de, Atatürk'ün, siyasal sistem açısından saptadığı ilkeleri anımsayalım.
Kanımızca, bu ilkeler kronolojik bir sıraya göre değil, sistematik bir sıraya göre  değerlendirilmelidir:

1. Ulusçuluk (Milliyetçilik)
2. Halkçılık
3. Cumhuriyetçilik
4. Lâiklik
5. Devletçilik
6. Devrimcilik
Tüm bu ilkelerin tek bir dayanağı ve tek bir sınırı vardır: CUMHURİYET… HALKA DAYALI VE HALK MAYALI LÂİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ…
Her ilke, LÂİKLİK temeli üzerine inşa edilmiştir. LÂİKLİK en etkili ve önemli bir ilke olup, kısaca anlamı, din ile siyaseti ve dolayısıyla da din ile kamu yaşamını birbirinden ayırmaktır.

CUMHURİYETİMİZİN 97. YIL DÖNÜMÜ NEDENİYLE ÜZERİNDE DURMAMIZ GEREKEN İLKE, CUMHURİYETÇİLİKTİR
Bu ilkenin ana hedefi, HALKÇILIK ilkesinin Kamu Hukuku açısından perçinlenmesidir. Bu nedenle, Halkçılık ilkesine de kısaca değinmek gerekir:
Atatürk'ün Halkçılık ilkesinin anlamı, seçmene hoş görünme politikası olarak algılanan "popülizm" değildir.
Bu ilkenin anlamı, kader siyaseti güdenlerin, halkı soktuğu uyuşukluktan kurtarıp, onun "birlik ve beraberlik gücü"ne dinamizm kazandırmaktır. Halkçılık ve Ulusçuluk (Milliyetçilik) bu anlamda birlikte düşünülmelidir.
"Eğer bir ulus kendi yaşamı ve hakları için tüm gücünü ortaya koymazsa, onun için kurtuluş yoktur. Biz işimize köyden, komşudan, çevremizdeki insanlardan, yani fertlerden başlayarak ilerleriz. Her fert kendini kurtarmak için tüm becerisini ortaya koymak zorundadır. Bu suretle aşağıdan yukarıya, tabandan tavana sağlam bir yapı oluşturulur".
Bu, Mustafa Kemal Atatürk'ün uygulamak istediği programın, bireylere yüklediği sorumluluğa ilişkin olağanüstü önem taşıyan bir saptamasıdır.
Halkın ortak yaşam ve amaç bilincinin şekillenmesi ve güçlenmesi, işgâlci kuvvetlere karşı başkaldırmada ve Kurtuluş Savaşı’nda, olağanüstü özveriyle çalışmada ortaya koyduğu dayanışma sayesinde, süreklilik ve anlam kazanmıştır. Buna rağmen, bu gelişme kurtuluştan sonra da çeşitli önlemlerle desteklenmiştir. Buna ilişkin olarak en somut örnek eşit haklar konusudur.
Yeni devletin kuruluşunda halkın sadece bir bölümünün fiili katılımı sözkonusu olsaydı, büyük bir bölümünden yükümlülük beklemek safdillik olurdu. Atatürk tarafından kurulan "Halk Partisi"nin programında, ki adı bile başlı başına bir programdır, halkçılık şu şekilde tanımlanmıştır:
"Bizim için insanlar yasa önünde tamamen eşit muamale görmek zorundadır. Sınıf, aile, fert arasında bir ayrım yapılamaz. Biz, Türkiye halkını çeşitli sınıflardan oluşan bir bütün olarak değil, sosyal yaşamın gereksinimlerine göre çeşitli mesleklere sahip olan bir toplum olarak görmekteyiz".
Bu anlamda her ferdin eşit tutulmasının gerçekleşmesi, ancak, eskiden kalan eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olabilirdi. Nitekim de öyle oldu. Bu konuda gerçekleştirilen en etkili devrimci atılımlardan bazıları şunlardır:
- Kadın-erkek eşitliği konusunda gerekli önlemlerin alınmış olması
- Öğretim birliğinin gerçekleştirilmiş olması
- Her yurttaşın öğrenebileceği yeni bir Türk alfabesinin hazırlanması ve
- Her yurttaşın devlet organları önünde eşit muamele görmesi konusunda alınan
  önlemler…

CUMHURİYETÇİLİK İLKESİ
620 yılı aşkın Osmanlı döneminde egemenlik sadece hanedanın, yani kişinin elindeydi. Cumhuriyetle birlikte, artık egemenlik kişi işi değil "res publica" yani kamu işidir. 29 Ekim 1923‘te ilân edilen Cumhuriyetin temel koşulu zaten 1921 Anayasasının 1. Maddesinde de öngörülmüştür:
"Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur".
Bu da Mustafa Kemal Atatürk'ün kafasındaki yönetim biçiminin başlangıçtan beri ne olduğunun bir kanıtıdır. Çoğu yurttaşların bu yeni yönetim biçimini kavraması elbette zamana gereksinim göstermiştir. Yüzde yüzlük bir "halk hakimiyeti"nin gerçekleştirilmesi her ne kadar Mustafa Kemal Atatürk'ün asıl amacı idiyse de, ki gözlemciler buna tanıklık etmektedirler, bu sürecin de belirli bir zaman kesitine gereksinimi olduğu ortaya çıkmıştır. Örneğin, 1924 ve 1930 yıllarında denenen muhalefet partisi kurulması sonucu ortaya çıkan durumlar gibi… Bilindiği üzere, bu partiler özellikle anayasal kazanımların ve değerlerin karşıtı kimselerin biraraya geldiği partiler olmuşlardır. Atatürk ve arkadaşları, sorumluluk etiği nedeniyle, tam anlamıyla çoğulcu olmayan bir demokrasiyi, amaçlanan ana hedefleri tehlikeye sokmamaya tercih etmişler ve böylece de karşıtlarının amansız eleştirilerine rıza göstermişlerdir. Aslında bu da o zamanki aşamada demokratikleşmenin bir gereği olarak görülmeli ve değerlendirilmelidir. Özenle şu gerçeğin altını çizmek gerekiyor:  O günlerin muhalefetsiz partisindeki "kanatlar"ın fikir ayrılıklarının, bugünkü çok partili ve çok muhalefetli meclislerinkinden daha keskin ve daha canlı olduğunu söylemenin bir abartma değil, bir gerçek olduğunu Meclis tutanakları da kanıtlamaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, hiçbir şekilde, diktatörlerin sözde "Halk Temsilciliği"nde olduğu gibi, bir kukla değildi. Ve de en son kararı veren yasama organıydı.

İşte tüm bunları büyük bir dikkatle ve titizlikle planlayan Atatürk, önce, 23 Nisan 1920'de, egemenliği millete devretmek üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni kurdu;
30 Ağustos 1922'de Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşı kazanıldı;
01 Kasım 1922'de TBMM kararıyla Saltanata son verildi;
24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşmasıyla, Ulusal And = Misak-ı Millî ile
saptanan ulusal sınırlarımız, tüm dünya ülkelerine kabûl ettirildikten sonra da,
29 Ekim 1923'te Cumhuriyetimiz ilân edildi…
Ve de Atatürk'ün saptadığı hedefler ve ilkeler doğrultusunda, Türk Devrimi'nin
halkaları, 3 Mart 1924'ten itibaren, sırası geldikçe, TBMM kararlarıyla birbirlerine eklenerek, Batılı devletlerin 400 yılda ulaştıkları, çağdaşlık ve uygarlığın gerektirdiği hedeflere, 15 yıl gibi, çok kısa bir sürede ulusumuzun ulaşması sağlandı…

Kısaca özetlersek, bugün,
Türk insanını esaretten ve vatan toprağını emperyalist güçlerin işgâlinden kurtaran Bağımsızlık Savaşı ile uluslararası Lozan Antlaşması sonrasında,
lâik,  demokratik ve sosyal bir hukuk devletinin, sarsılmaz temelinin atılışının 97. yıl dönümüdür;
Türk insanının kula kul olmaktan kurtarılışının; çağdaş, uygar, düşünen, sorgulayan ve bağımsız olarak karar veren yurttaş olabilmesi özgürlüğünün tanınmasının 97. yıl dönümüdür;
Türk insanına kendi aklını kullanma özgürlüğü, bilgi ve bilimle bilinçlenme kanallarının açıldığı, şeriat ve  kayıtsız şartsız biat kültürü yerine, lâik ve özgür insan olmanın evrensel kapısının açıldığı tarihin 97. yıl dönümüdür…

Büyük Atatürk, 10. Yıl Söylevi'nde, Cumhuriyet Bayramımızı, Türk Milleti'nin en büyük Bayramı olarak nitelendirmektedir…

Ancak ne acıdır ki,
Ulusal birlik ve beraberlik içinde; aklın ve bilimin rehberliğinde ulaşılan Cumhuriyetimizin tüm kazanımları ve değerleri, iktidara sahip olanlar tarafından, birer birer elden çıkarılmış ve egemenlik milletten alınarak tek kişiye devredilmiştir; demokratik parlâmenter sistem ve kuvvetler ayrılığı sona erdirilmiştir; nitelikli cumhuriyetimiz büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bırakılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin ulaştığı çağdaşlık ve uygarlık düzeyinden, göz göre göre, cehaletin kör karanlığına ve Orta Doğu'nun bataklığına sürüklenmesine  seyirci kalınamaz..!

Bu tehlikeyi atlatmak için, erken genel seçim yapılmasını istemek, ulusal ve önemli bir görev olmuştur…
Bu görev sadece cumhuriyetçi parlamenter demokrasiyi savunan muhalefet partilerinin değil, aynı zamanda lâik, demokratik sivil toplum örgütlerinindir…
Bu anlamda, lâik, nitelikli, halka dayalı ve halk mayalı cumhuriyetimizle, cumhuriyetçi demokrasimize sahip çıkmak, savunmak, yeniden bir atılım ve istikrar kazandırmak için, dünyanın her köşesindeki yurttaşlarımıza, özveri gerektiren görevler düşmektedir.

Bu duygu, düşünce ve bilinçle, gerek Türk Milletinin ve gerekse dünyanın neresinde bir Türk varsa onun, CUMHURİYET BAYRAMINI (kula kulluk yapmaktan kurtarılmış ve aydınlanmış, kendi aklını ve iradesini kendisi kullanan, kısacası, özgür yurttaş katına yükseltilmiş olmanın 97. Yıl dönümünü)
içtenlikle kutluyor, bu nitelikli cumhuriyetimize ve cumhuriyetimizle birlikte milletimize kazandırılan değerler dizgesine sahip çıkmasını ve savunmasını önemle diliyoruz…

Bu vesileyle, Başta Ebedî Başkomutanımız, Büyük Devrimci, Büyük Devlet Adamı, Cumhuriyetimizin kurucusu MAREȘAL GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ve ARKADAȘLARI olmak üzere, CUMHURİYETİMİZİN kurulmasına, yaşatılmasına, yükseltilmesine ve yüceltilmesine destek olan tüm insanlarımızı minnetle, hürmetle anıyoruz ve manevî huzurlarında derin saygıyla eğiliyoruz…

Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı


Kısa bir açıklama:
97. yıl dönümü vesilesiyle, lâik cumhuriyetimizin niteliklerini ve kazanımlarını çok iyi bilen, CHP 26. Dönem Konya milletvekili Sayın Mustafa Hüsnü BOZKURT ile Ege kıta sahanlığı ile adalar statüsü ve kıta sahanlıkları konusunu çok iyi bilen MSB Eski Genel Sekreteri, E. Kur. Albay Sayın Ümit YALIM'ı davet etmek istedik, ancak, bildiğiniz üzere, korona salgını nedeniyle  Almanya'da alınan önlemler nedeniyle, büyük toplantıların düzenlenmesine şimdilik izin verilmemektedir.
Bu nedenle konuk konuşmacılarımızı bir süre daha sizlerle buluşturamayacağımız için, anlayış göstermenizi rica ederken, söz konusu salgın konusunda etkili önlemler alınır alınmaz, kendilerini sizlerle buluşturmaktan onur duyacağız…

ATATÜRK'ÜN KENDİ SESİNDEN 10. YIL SÖYLEVİ

https://www.youtube.com/watch?v=wQPtkbAiRrU


BÜYÜK ZAFER ONLINE KONFERANS DUYURUSU

Orhan Sarıbal CHP'den istifa etmelidir

TÜRKİYE'NİN DENİZ JEOPOLİTİĞİ ve MAVİ VATAN

ONLINE KONFERANS DUYURUSU

ANDIMIZ'IN YASAKLANMASI NEDENİYLE MEB'E YAZI

DANIȘTAY İDARÎ DAVA DAİRELERİ KURULU'NA YAZI

ANDIMIZ, DEVLET NİȘAN VE MADALYALARINDAKİ ATATÜRK KABARTMASI VE DANIȘTAY

ATATÜRK'ÜN BEDENEN ARAMIZDAN AYRILIȘININ 82. YIL DÖNÜMÜ

CUMHURİYETİMİZİN 97. KURULUȘ YIL DÖNÜMÜ

AVRUPA-ADD Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş hakkında suç duyurusunda bulundu

AKP iktidarı ulusal bayramlarımızın birleştirici özelliğini yok ediyor

ALİ ERBAȘ HUTBE YERİNE LÂNET OKUDU

"İHANET"

HANAU'DA YAPILAN KATLİAM VE DÜȘÜNDÜRDÜKLERİ

STELLUNGNAHME DES HERRN C. ÖZAKINCI ZU DER SENDUNG DER ARD 1. DEZEMBER 2019

ATATÜRK HİTLER'İN TAM KARȘITIYDI

DIE SENDUNG "TITEL, THESEN, TEMPERAMENTE" IN DER ARD 1.12.2019 UND UNSERE STELLUNGNAHME

MİLLÎ MÜCADELE'NİN 100. YILI VE HALKA DAYALI VE HALK MAYALI CUMHURİYETİMİZİN 96. YILI VESİLESİYLE 20 Ekim 2019 Pazar günü önemli bir panel düzenliyoruz

DURSUN ATILGAN'ın 100. YIL KONUȘMASI

100. YIL KUTLAMA KONSERİ

SEN KUTSALSIN ANADOLU..!

Devlet Baba

SUSTURAMAZSINIZ..!

Sözcü'nün Tüm Saygın Yazarlarının Madalya Takılması Gerekirken Döșlerine Polis Taktırılmaktadır Peșlerine

2019 ATATÜRK YILI İLAN EDİLSİN

TÜRK KÖYLÜSÜNE!

28 Ekim 2018 Toplantı Duyurusu

6 MAYIS 2018 DUYURUSU

"BOĞAZ'IN HASTA ADAMI", "ÇÖMEZ DEVLET", "GÜÇSÜZ ÜLKE" BENZETMELERİ VE GERÇEKLER.

AFRİN HAREKATI

E. Amiral TÜRKER ERTÜRK GELİYOR

BASIN AÇIKLAMASI

ADALET YÜRÜYÜŞÜNÜ DESTEKLİYORUZ

19 MAYIS'IN 98. YIL DÖNÜMÜ

ATATÜRK'E İHANET VE DÜŞMANLIK

MEB MÜFREDATI VE ATATÜRK

MEB MÜFREDATI VE İNÖNÜ

AVRUPALI TÜRK AYDINLARINDAN ÇAĞRI

POLİSİMİZİN YANINDAYIZ

GÜLHANE ASKERİ TIP AKADEMİSİ

Mustafa Balbay Geliyor

15 Temmuz Darbe Girişimi

Rainer Hermann'a Mektup FAZ

RTE'YE YANIT: 1930'LU YILLAR

ONUNCU YIL MARŞI

TARİHTEN UYARICI BİR YAPRAK

YİRMİNCİ YÜZYILIN İLK SOYKIRIMINI KİM YAPTI..?

ALMAN PARLAMENTOSU'NUN 2 HAZİRAN 2016 KARARI

ALMAN PARLAMENTOSU YANLIŞ YAPTI

T.C.'nin 26. Gen. Kur. Başkanı İLKER BAŞBUĞ Geliyor

TBMM Başkanı İsmail Kahraman'a Açık Mektup

ARAP LAWRENCE'TEN GÜNÜMÜZE

Ulusal Bayram Yasaklanmasına Boyun Eğmek Yakışmaz

DİNCİ ve KİNCİ KUŞAKLAR TÜRKİYESİ..!

GERÇEĞİN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKMAYA CESARET ETMEK

Terör Örgütlerini Silahlandıranlar İnsan Haklarından Söz Edemezler

ONUR ÖYMEN’DEN TRT’YE TEPKİ

TRT-TÜRK T.C. DEVLETİ’NE KİN KUSUYOR

1128 YANLIŞ

İSTANBUL'UN KALBİNDE TERÖR VAHŞETİ

TRT-TÜRK ATATÜRK’E VE CHP’YE KİN KUSMAYI SÜRDÜRÜYOR

SİMON RODRİGEZ'DEN BİR ALINTI

ANKARA’DAN SONRA PARİS’TE DE KANLI TERÖR

BARIŞIN BAŞKENTİ’NE BÜYÜK İHANET

Prof. Dr. YAŞAR NURİ ÖZTÜRK geliyor…

TRT-TÜRK’ÜN OSMANLICA DAYATMASI

RİZE BELEDİYE BAŞKANI’NIN ATATÜRK DÜŞMANLIĞI

BÖLÜCÜ TERÖRE İVEDİLİKLE SON VERMEK ŞARTTIR..!

BÖYLE GİDERSE, TÜRKİYE’DE DİKTATÖRLÜĞÜN İLANI YAKINDIR..!

BÜYÜK ZAFER’İN 93. YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN!

DEVLETİN TEMELİNE DİNAMİT KOYANLAR…

"YURTTA TERÖR DÜNYADA TERÖR" DEĞİL "YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ" İSTİYORUZ…

DEVLET BAHÇELİ'NİN SAATİ

AKP CUMHURBAŞKANI'NIN TÜRK DİLİ KARŞITLIĞI, OSMANLICA DAYATMASI VE GERÇEKLER

BÜTÜN DÜNYA DERGİSİ ve ANZAKLARLA İLGİLİ YAZIT

AVRUPA ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEKLERİ FEDERASYONU # GEZİ BELGESELİNİ KÖLN'DE YURTTAŞLARIMIZLA BULUŞTURUYOR

ÖNEMLI DUYURU
ÇANAKKALE ZAFERİ VE TEHCİR


ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 100. YIL DÖNÜMÜ

Kurtuluş Savaşımızın Öyküsü

TRT-TÜRK ATATÜRK’E KİN KUSUYOR…

Richard von Weizsäcker

İSLAMOFOBİYİ BESLEYENLER

CUMHURİYET GAZETESİNE AKP SANSÜRÜ

ATATÜRK'ÜMÜZ VE TÜRK KADINI

KANLI TERÖR

19. Şura Kararları ve Cevdet Kudret

ATAMIZI ANKARA’DA ANDIK

TBMM’DE BALBAY’I ZİYARETİM